Türkiye

Ekonomi haberleri ve ekonomi gündemi. Türkiye ve dünya ekonomisi.

21 Bin Siber Güvenlik Uzmanına İhtiyaç Var

Siber güvenlik özellikle son yıllarda gündemde olan konulardan bir tanesi. Devlet de siber güvenlik alanında önemli adımlar atmaya çalışıyor ve hatta bu alanı düzenleyen kanuni düzenlemeler getirmek istiyor. Bu kapsamda önümüzdeki günlerde Siber Güvenlik Yasası’nın çıkarılması bekleniyor.

Platin Bilişim Genel Müdürü Ayhan Bamyacı, Türkiye’nin yeni kanuni düzenlemeler ile siber güvenlik alanında hukuki mevzuatı geliştirme çalışmalarının devam ettiğini belirterek, önümüzdeki günlerde çıkması beklenen Siber Güvenlik Yasası’nın her şirkete en az bir siber güvenlik uzmanı istihdam etme zorunluluğu getireceğini söyledi.

İlk etapta 10 bin şirketin yasa kapsamına alınacağını öngördüklerini ifade eden Bamyacı, “Bazı şirketlerin birden fazla siber güvenlik uzmanına ihtiyaç duyacaklarını göz önüne aldığımızda Türkiye’nin acilen 21 bin siber güvenlik uzmanına ihtiyacı olduğunu görüyoruz. Kamu kurumlarına atanması beklenen bin yeni siber güvenlik uzmanı da bu sayıya dahil. Kanunun dalga dalga tüm şirketleri kapsayacağı düşünüldüğünde bu ihtiyaç katlanarak artacak demektir.” dedi. 2019 yılında dünya genelinde 6 milyon siber güvenlik uzmanına ihtiyaç duyulacağı da ifade edildi.

Repo ve Ters Repo Nedir? Kimler İçin Uygundur?

Piyasalarla ilgilenmeye ve yatırım yapmaya başlamak isteyenler için repo sıkça duyulan bir kavram olarak öne çıkıyor. Peki repo ve ters repo nedir, kimler için uygun bir araçtır?

Repo, bir menkul kıymetin vadesinden önce, belli bir tarihte belli bir fiyattan geri alınması taahhüdü ile satılması işlemidir. Her ne kadar tanımının içinde “bir menkul kıymet” dense de pratikte yalnızca hazine bonosu ve devlet tahvili repoya konu edilmektedir.

Repo ve Ters Repo Nedir? Kimler İçin Uygundur?

Geçmişteki ihtişamından oldukça uzak günler yaşayan repo, çok kısa vadelerde birikimlerin değerlendirilmesi amacıyla kullanılmaktadır. Mevzuatta 3 aylık vadelere denk yapılabildiği belirtilse de pratikte ağırlıklı olarak 1 gün, 3 gün ya da 10 gün vadeli işlemler gerçekleştirilebilir.

Bireysel yatırımcı açısından, banka ya da aracı kurum ile yatırımcı arasında gerçekleşen ve belli bir anaparaya karşılık faiz alındığı şeklinde algılanan repo işleminde, aslında yatırımcı bankadan yatırdığı parasına karşılık bono satın almakta ve örneğin ertesi gün daha yüksek bir fiyattan bankaya geri satmaktadır. Ancak bu işlemde bono transferi kaydı olduğundan yatırımcı durumu, bankaya para yatırıp ertesi gün faiziyle birlikte geri alma biçiminde algılamaktadır.

Bu tanıma göre, bonoyu satıp ertesi gün geri alan banka, repo işlemi yaparken, işlem için parasını bankaya getiren yatırımcı ters repo işlemi yapmaktadır. Daha önce de belirtildiği gibi kaynakların çok kısa vadelerde değerlendirilmesi amacıyla kullanılan repo işlemi, bireysel yatırımcılar tarafından eskisi kadar rağbet görmemektedir. Repo işlemi yerini büyük ölçüde likit fona bırakmıştır.

Repo Kimler İçin Uygundur?

Her an hesabından para çekmesi gerekebilecek durumda olan, ay başında maaşını yatırıp ay içinde küçük küçük harcayan ücretliler, öğrenim kredisi ya da baba harçlığını bankadan parça parça alan öğrenciler ve hesabından ticari amaçla sürekli ve tam olarak beklemeyen periyotlarla çıkış olan ticaret erbabı repo işlemi yapabilir. Kısaca söz konusu bu kişiler repo işleminden faydalanabilirler. Piyasaların karıştığı bir dönemde uzun vadeli bir yatırım öncesi bekleme sürecinde risk almayan yatırımcılar da repoyu tercih edebilirler.

Batı neden Türkiye’ye hava savunma teknolojisi satmakta isteksiz?

Bilindiği üzere Ankara ve Washington arasında gerçek anlamda devam eden siyasi bir soğukluk mevcut. Bu kapsamda Rusya’nın önümüzdeki dönemde önemli bir kazanım elde edeceği görülüyor.

Türkiye’nin Aralık ayında değeri 2.5 milyar doları bulan Rus yapımı S-400 anti füze hava savunma sistemlerinin satın alınması için Rusya ile yaptığı anlaşmanın gelecekte Washington ile yaşanacak pürüzleri garanti altına aldığı söylenebilir. Bu süreç Birleşik Devletler Ulusal Savunma Yetki Yasası kapsamında Türkiye’nin F-35 programının dondurulmasına kadar uzanan provizyonları içeriyor.

Peki Moskova’nın müzakere ve pazarlıkta hızlı hareket etmesi gerçeği ve yürütülen politikaların ötesinde S-400 nasıl sonuca bağlandı?

Öncelikle S-400 hava savunma sistemlerinin Moskova ile ortak üretimi veya satın alınması konusunda kamuya açık herhangi bir beyan bulunmuyordu ve bu, S-400 konusunun ABD’nin önüne açıkça konulduğu anlamına geliyor. Bazı çevreler bu adımın Ankara’nın kendi yöntemiyle Washington’un Patriot füze savunma teknolojilerinin transferini sağlamasına yönelik ABD’ye karşı bir blöf oyunu olduğunu düşünüyor.

Batı teknolojisini kaptırmaktan korkuyor

Virjinya’da bulunan CNA düşünce kuruluşunda görevli Rus bir askeri uzman olan Micheal Kofman, Türkiye’nin uzun bir zamandır savunma teknolojisi üreten batılı şirketlerinden hava savunma füze sistemleri transferi yapmaya çalıştığını ancak söz konusu şirketlerin bu teknolojiyi savunma sanayisi giderek güçlenen ve ihracat konusunda büyük planları olan Türkiye’ye satmakta isteksiz olduklarını dile getiriyor.

Türkiye ve ABD arasında uzun zamandır devam eden bu oyun sırasında Moskova Ankara’nın dikkatini çekti. Özelikle Çin’den hava savunma teknolojisi satın alabileceğini söyleyerek ABD’yi ikna etmeye çalışan Türkiye bu denemesinde istediğini elde edemeyince Rusya ile anlaşarak S-400 hava savunma sistemini denemeye karar verdi. Buradaki önemli nokta ise şu, Patriot ve s-400 birbirinden farklı altyapıya sahip çok farklı canavarlar.

S-400 hava savunma teknolojisi sınırlar arkasında yer alan yapıların korunması için dizayn edilmiş olan uzun menzilli mobil bir sistem. Patriot ise daha kısa orta menzilli bir tasarım. Bu anlamda iki sistem farklı sınıflarda yer alıyor.

Türkiye anti füze sistemleriyle ilgilendiğinde özellikle belirli görevler için optimize edilmiş S-300 VM’ler de gündeme geldi ancak 250 kilometrelik menzili, çeşitli uçaklara entegre edilebiliyor olması ve 4 füzeli rampası ile s-400’de karar verildi.

İki lider için de kazanımlar söz konusu

Rusya tarafından bakıldığında Moskova durumdan oldukça memnun. Politik ve ticari kazanımların yanında Moskova için kaybedecek birşey yok. Türkiye’nin S-400 anti füze sistemleri satın alması bazı politik kazanımları beraberinde getiriyor; Putin için batı karşısında önemli bir adım, Erdoğan için batıda ses getiren ve hedeflere yönelik bir hamle. İki lider için de prestij bir durum söz konusu.

Rusya bir dönem Türkiye’nin Amerika’ya karşı oynayabileceği bir blöfün parçası olabileceğini veya herhangi bir tuzağa düşebileceğini de göz önünde bulundurdu ancak sonrasında Moskova ve Ankara arasında ödeme ve teslime ilişkin detayların güncellenerek hızlandırılması güveni de beraberinde getirdi. Bu anlamda Rusya için iki seçenek vardı, Türkiye’ye 2,5 milyar dolar karşılığında S-400 satacak ve bunun diğer kazanımlarını da elde edecek ya da 2.5 milyar dolar gibi bir miktar Rusya’ya girmeyecekti. Sonuç olarak anlaşma sağlandı.

Bu anlaşma ile birlikte Türkiye S-400 ile gelen kazanımların yanında F-35 programının dondurulmasıyla karşı karşıya kaldı. Bu durumda F-35 geliştirme programına yapılan 1 milyar dolar katkının kaybedilmesi ileriki dönemde gündeme gelebilir.

Sermaye ve faaliyetlerine göre banka çeşitleri nelerdir?

Günümüzde birçok banka faaliyetleri sürdürmekte ve müşterilerine hizmet vermektedir. Bankalar sermayelerine ve faaliyetlerine göre sınıflandırılmaktadır. Diğer yandan farklı birçok kriter de bankaların sınıflandırılmasında kullanılmaktadır.

Bankalar genel olarak sermaye ve faaliyetlerine göre sınıflandırılmaktadır.

Sermayelerine göre bankalar:

Bankalar sermayelerinin çoğunluğunun devlete veya özel sektöre ait oluşuna göre kamu ve özel sektör bankaları olarak ikiye ayrılır.

Kamu Bankaları: Sermaye paylarının çoğunluk hisseleri doğrudan ya da dolaylı olarak devletin elinde bankalardır. TC Ziraat Bankası, Halk Bankası, İller Bankası, Türkiye Katılım Bankası ve Vakıfbank gibi.

Özel Bankalar: Sermaye paylarındaki çoğunluk hisseleri doğrudan ya da dolaylı olarak, özel girişimcilerin elinde olan bankalar bu gruba girer. İş Bankası, Akbank, HSBC ve Garanti Bankası gibi.

Bunun yanında bankaları sermaye kökenlerine göre gruplarına ayırmak da mümkün. Bu kapsamda bankalar yabancı sermayeli bankalar ve yerli sermayeli bankalar olmak üzere ikiye ayrılır.

Yerli Sermayeye Sahip Bankalar: Sermayesinin çoğunluk hisseleri Türk girişimcilere veya devlete ait olan bankalardır.

Yabancı Sermayeye Sahip Bankalar: Çoğunluk sermayesi yabancı girişimcilere ait olan bankalar bu kategoriye girer.

Faaliyetlerine Göre Bankalar: Çalışma alanlarına göre bankaları Merkez Bankaları, Ticari Bankaları, Yatırım Bankaları, Kalkınma Bankaları ve Katılım Bankaları olmak üzere ayırabiliriz.

Merkez Bankaları: Banknot ihraç etmek, devletin veznedarlığını yapmak, devletin mali ve iktisadi konularda danışmanlığını yapmak, ticari bankaların para rezervlerini muhafaza etmek, ülkenin uluslararası mali araçlarının muhafızlığını yapmak, son borç verme görevini yapmak, bankaların takas, tasfiye, virman görevlerini yapmak, kredileri düzenlemek ve denetlemek, vb. görev ve yetkilerle donatılmış bankalardır.

Ticari Bankalar: Mevduat kabul eden, ticaret ve üretimin finansmanı alanında toptan ve perakende bankacılık faaliyetlerinde bulunan bankalardır.

Yatırım Bankaları: Tahvil ihraç ederek veya yurtiçi yurtdışı finansal kurumlardan sağladıkları kredileri, sanayi şirketlerinin uzun vadeli yatırımlarının finansmanında kullanan, muhtelif konularda sanayi hizmetlerine danışmanlık hizmeti veren bankalardır.

Kalkınma Bankaları: Kalkınmada öncelikli yöre ve sektörlerin finansman ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulan bankalardır.

Katılım Bankaları: Faizsiz bankacılık uygulamasını benimsemiş, ticari bankalara benzer hizmetler veren finans kurumlarıdır.

İran’daki protestoların sebebi ekonomiden fazlası

Yeni yılın ilk gününde İran’da halkın sokağa dökülmesiyle bir anda patlak veren protestoların altında yatan sebebin ekonomik faktörler olduğu doğru ancak protestoların altında yatan tek sorun sadece ekonomik değil, bundan daha fazlası.

Bakıldığında İran’da yaşanan protestoların görünürdeki sebepleri kötü giden ekonomik koşullar, yaygınlaşan yolsuzluklar, yiyecek ve yakıt fiyatlarındaki süregelen artış olarak ön plana çıkıyor.

Ancak ortada görünenden daha büyük bir sorun var: beklentiler.

Uzmanlara göre İranlılar kızgınlar çünkü 2015 yılında İran ve Birleşmiş Milletler (P5 + 1) arasında İran’ın Nükleer Programı konusunda anlaşma sağlanmasının ardından yaptırımların kaldırılmasıyla ekonomik koşulların iyileşmesi ve refah düzeyinin artmasını beklentisi içindeydiler. Ancak bu beklentileri gerçekleşmemekle birlikte ekonomi ve refah alanında hiç bir gelişme kaydedilemedi. P5 + 1, Birleşmiş Milletler’in 5 daimi üyesi olan İngiltere, ABD, Çin, Fransa, Rusya ve bunlara ek olarak Almanya’dan oluşuyor.

Finans, enerji ve ulaşım sektörlerindeki kısıtlamalar kaldırıldı fakat yüzlerce İranlı kara listeden çıkarılmadı. Hemen akabinde Amerika Birleşik Devletleri İran’a yine işlenen suçları öne sürerek füze denemelerini de kapsayan yeni yaptırımlar getirdi.

Ulusal İran Amerikan Konseyi Başkanı Trita Parsi ve diğer uzmanlar konuya ilişkin yaptıkları açıklamalarda yanlış ekonomi yönetimi ve sürekli cereyan eden yolsuzlukların İran halkını küçük ve zayıf düşürdüğünü dile getiriyorlar. Uzmanlara göre yanlış ekonomi yönetimi ve yanlış politikalar İran’da işsizlik ve enflasyonu olması gerekenden çok yüksek seviyelere çıkardı. Diğer yandan uluslararası yatırım eksikliği de ülkede çok fazla hissediliyor.

Trita Parsi, İran halkının nükleer program üzerinde sağlanan anlaşmadan beklentilerinin olduğunu ancak uzun süredir bu beklentilerin gerçekleşmediğini ve bu durumdan dolayı tepkili olduklarını dile getiriyor.

İngilizler geri dönüyor, yeni uçuşlar başlayacak

Turizm sektörü yeni yıla iyi haberlerle giriyor. En büyün turizm pazarlarından biri olan İngiltere’den gelecek turist sayısında yüzde 30-40 artış görülüyor. Pahalı İspanya’dan kaçan İngilizler rotayı Türkiye’ye çevirdiler.

İngiliz tur şirketi Jet2 Holidays, Belfast’tan Anltalya ve Dalaman’a 2018’de direkt uçuş başlatıyor. Seferler haziran-temmuz  arası dönemde haftada bir uçuş olarak yapılacak. Jet2.com ve Jet2 Holiday CEO’su Steve Heapy, Türkiye’ye yönelik rezervasyonlarda büyük artış yaşadıklarını, bu nedenle Türkiye programlarının sayısını artırdırklarını belirtiyor.

Öte yandan Gözen Grubu’na ait Freebird Airlines’ın İngiltere’den Dalaman’a uçuş yapması için de çalışmalar yapılıyor. YDA Dalaman Havalimanı Genel Müdürü Hamdi Güvenç, Freebird’ün Glasgow’daki bir tur operatörüyle buluşturup Dalaman’a uçuş başlatmaları için ikna sürecinde olduklarını belirtiyor.

60 bin yeni personel alımı

Kamuya 2017 yılında 60 bin yeni personel alınacak. Alımlar, eğitim, güvenlik ve sağlık alanında yoğunlaşacak. 20 bin sözleşmeli öğretmen alımı için süreç martta başlıyor. Sağlık Bakanlığı bu yıl 13 bin doktor, 16 bin 500 sağlık personeli alımı yapacak.

Hükümetin başlattığı istihdam seferberliğine özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının verdiği destek büyürken, kamunun 2017 yılında gerçekleştireceği personel alımları için de harekete geçildi. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) 20 bin sözleşmeli öğretmen alımı alımı için başvuruları 15-21 mart tarihleri arasında alacak. MEB, ayrıca 1500 engelli öğretmen alımı gerçekleştirecek. 2017 yılında 16 bin 500 sağlık personeli alımı yapacak olan Sağlık Bakanlığı, acil ihtiyaçlar için 3 bin 890 kişilik sağlık personeli alımı mart ayında yapılacak.

2017’de 13 bin doktor alımı yapacak olan Sağlık Bakanlığı, ayrıca hastanelerde yemek, temizlik ve güvenlik gibi hizmetler çerçevesinde 17 bin civarında şirket çalışanı için de iş kapısı aralayacak. Böylece Sağlık Bakanlığı, şirket çalışanlarıyla birlikte 46 bin 500 kişilik yeni personel alımı yapmış olacak.

Adalet Bakanlığı bu yıl hakim ve savcı başta olmak üzere 10 bini aşkın personel alımı yapacak. PTT‘den TÜBİTAK‘a Türkiye Şeker Fabrikaları‘ndan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu‘na kadar birçok kamu kurum ve kuruluşu yayınladıkları iş ilanları ile binlerce yeni personel alımı gerçekleştirecek.

Trump, FED, Petrol, Borsa ve Dolar Beklentileri

2017 yılının sadece Türkiye için değil tüm dünya için zor bir yıl olacağı düşünülüyor. 2017‘de şu ana kadar belirli bir düzen çerçevesinde seyir halinde olan piyasaların bozulması ve çok fazla değişkenlik göstermesi bekleniyor. Piyasaları, hükümetleri ve yatırımcıları zor bir yılın beklediği düşüncesi yaygınlaşırken diğer yandan önümüzdeki dönemde FED, borsa, petrol, dolar ve euro‘da durumun ne olacağı merakı mevcut. Tüm bunların yanında Amerika’da ve dünyada Trump etkisi de merak edilen noktalar arasında.

2017’de petrol fiyatlarında beklentiler
Bilindiği üzere petrol üreten ülkeler birliği OPEC petrol üretimini kısıtlandırma kararı almıştı. Söz konusu OPEC kararının brent petrolü 60 dolara çıkarabileceği ancak bu kararın bent petrolü 60 dolar seviyesinin üzerinde kalıcı olarak tutamayacağı bekleniyor. 2017 yılında brent petrolün 40 – 60 dolar bandında hareket etmesi genel beklenti olarak öne çıkıyor.

2017’de Trum dünyayı ne şekilde etkileyecek?
Amerika’da Trump’ın seçimleri kazanarak başkanlık koltuğuna geçmesi tüm dünyada şok etkisi yaratmıştı. Ancak uzmanlar önümüzdeki dönemde TRUMP etkisinin sanıldığı kadar fazla olmayacağını, tüm dünyanın Trump’ın vaatleriyle seçimler öncesi ve sonrasında bir şok yaşadığını ancak 2017 yılı ve ilerleyen dönemde vaatlerin birçoğunun yerine getirilmeyeceğini dile getiriyorlar. Diğer yandan ABD ekonomisinin uzaktan görüldüğü kadar çok güçlü olmadığı ve gerçek anlamda iyi bir performans sergileyemeceği de beklentiler arasında.

FED 2017’de faiz arttırımı yapacak mı?
Amerikan Merkez Bankası FED’in toplantıları ve aldığı kararlar piyasalar üzerinde daima etkili. Önümüzdeki dönemde FED‘in 3 kez faiz arttırımı yapacağı söylentileri imkan dahilinde görülmüyor. Uzmanlara göre 2017 yılı içerisinde piyasalarda yaşanacak olan bozulma FED’in de kararlarını değiştirerek faiz hamlelerini kısıtlayacak.

2017’de dolar yükselir mi düşer mi?
Bugünlerde finans, ekonomi, ve yatırım dünyasının ana aktörü olarak öne çıkan doların 2017 yılında ne olacağı en büyük merak konusu. Kısa bir süre içerisinde önemli bir yükselişe sahne olan doların bu yıl 4TL düzeylerine yükselmesi ve buralarda yer edinmesi uzmanlar tarafından olası görünüyor. Derecelendirme kuruluşlarının etkilerinin de göz ardı edilmemesi gerekiyor. Diğer yandan piyasalarda beklenen bozulmanın da 2017 yılı içinde dövizi etkileyecek en önemli etkiler arasında olması bekleniyor.

2017 yılında Borsa ne olur?
Son zamanlarda dövizin yükselişiyle nefesini tutan borsanın 2017 yılında çok yüksek sıçrayışlar gerçekleştirmesi beklenmiyor. Uzmanlar bu yıl bekledikleri piyasadaki bozulma sebebiyle dünya genelinde borsaların çok iyi performans gösteremeyeceğini ve bu nedenle borsa konusunda çok hareketli bir yıl beklemediklerini dile getiriyorlar.

Küçük işletme sahiplerine işsizlik fonu geliyor

Başta ekonomik kriz olmak üzere doğal felaketler ve bunun gibi birçok sebepten dolayı iş yerlerini kapatmak zorunda kalan küçük işletme sahipleri ve zanaatkarlar için işsizlik fonu kuruluyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, konuyla ilgili yaptığı açıklamalarda uygulamaya yönelik çalışmalarda son noktaya gelindiğini ve söz konusu çalışmanın 10 gün içerisinde Başbakan’a iletileceğini dile getirdi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile Çalışma Bakanlığı’nın üçlü danışma kurulu toplantısına katıldılar. Danışma kurulu toplantısının gündemi ise İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı Taslağı idi. Söz konusu danışma kurulu toplantısının açılış konuşması Mehmet Müezzinoğlu tarafından yapıldı.

Bakan açılış konuşmasında yeni düzenlemelerin işçi ve işveren arasında yaşanan her türlü sorunun çözümünü kolaylaştıracağını ve yine iş mahkemelerinin iş yükünün bu düzenleme sayesinde azalacağını belirtti. Diğer yandan bakan işçi ve işveren arasında karşılıklı hak ve adaletin de sağlanacağını konuşmalarını ekledi.

İşsizlik fonu konusunda çalışmalar devam ediyor
Basın mensuplarının esnaf için işsizlik fonu kurulmasına yönelik çalışmaların hangi etapta olduğunu sorması üzerine bakan Müezzinoğlu, esnaf ve zanaatkarlara yönelik işsizlik fonu kurulması çalışmalarının devam ettiğini ve bunun için gerekli alt yapının oluşturulduğunu ve taslak çalışmanın 10 gün içerisinde Başbakan’a iletileceğini dile getirdi.

Son Baskı