Piyasalar

Borsa, dolar, euro, döviz sepeti, dolar endeksi, parite, S&P 500 endeksi, gösterge tahvil faizi, ABD 10 yıllık tahvil faizleri, Bist100 endeksi, dolar bazlı Bist100 endeksi, brent petrol, gram altın ve ons altın fiyatları. Yorum, analiz, tahmin. Yükselir mi düşer mi? Ne olur?

Powell Kimdir? Güvercin Mi Şahin Mi, FED’i Nasıl Etkileyecek?

Trump tarafından başkan adayı gösterilmesiyle beraber hakkında en çok konuşulan konulardan bir tanesi, zenginliği oldu. Kişisel serveti 112.3 milyon ADB doları olan Powell, FED’in şimdiye kadarki en zengin başkanı oldu. Siyaset ve hukuk alanlarında eğitim gören Powell bankanın 40 yıldan bu yana ‘ekonomi derecesine sahip olmayan tek başkanı olma’ özelliğini taşıdı. George W. Bush döneminde ABD Hazine Bakanlığı’nda üst düzey görevlerde bulundu. FOMC’de 2012’den sonra governör olarak görev yaptı.

FED’in başına geçen yeni isim dünyada da merak uyandırdı. İzleyeceği politikalar, görüşleri, komiteye etkisi ve Trump’la çalışma kabiliyeti gün geçtikçe öğreneceğimiz konular olsa da, genel görüş Yellen’in FED’inden daha farklı bir FED olacağı yönünde. Aksi bir durum düşünmek yanlış olur.

Powell ile FED nasıl bir yol izleyecek, neler değişecek?

Kurumsal ilkeleri sağlam, öngörülebilirliği yüksek bir merkez bankasının başkanına göre farklı yollar izlemesi beklenmedi. FED’de kararlar uzlaşmayla alınır. Başkanın bir oy hakkı vardır ve ortak karara bağlanmış bir standart vardır. Başkanın burada duruşu, FED ile piyasa arasında olmak ve en yetkili ağızdan iletişimi sağlamaktır. Bunlar dışında, diğer karar vericilerin oyu eşit kalmışsa, başkanın oyu belirleyici olmaktadır.

Özetle Powell’ın duruşunun şahin ya da güvercin olması aksiyon bazında aksiyon bazında oldukça kısıtlı bir etkiye sahipken, sözlü yönlendirme bazında ilk söylemlerine bakıldığında da, Yellen’dan kopuk bir yol izlemeyeceği, ondan devraldığı bayrağı aynı hız ve ölçüler kapsamında taşımaya devam edeceği düşünülüyor. FED’in normalleşme yolunda faiz arttırması ve bilanço küçültme operasyonunun süreceğini belirten Powell’ın, piyasalara ilk etkisi nötr oldu.

Para Piyasası ve Sermaye Piyasası, Vadenin Etkisi

Para piyasası ve sermaye piyasası arasındaki fark nedir? Miktar, vade ve faiz unsurların bu piyasalardaki etkisi nasıldır? Arz ve talebin karşılaştığı ve paranın el değiştirdiği bir pazarda, üzerinde uzlaşılması gereken üç değişken vardır. Bunlar miktar, faiz ve vadedir.

Bu değişkenlerden miktar gözümüzü hiç korkutmaz. Çünkü para transferinin bu kadar hızlı olduğu ve gelir adaletinin bu kadar bozuk olduğu bir dünyada bir yerlerde hep çok para vardır. Paraya ihtiyaç duyan tarafın (talep sahibi) bunun bedelini yani faizini ödemeyi kabul etmesi ve karşı tarafta güven uyandırması, gerekli teminatı verebilmesi durumunda o para dünyanın bir yerinden bulunur ve gelir.

Borç alışverişi esnasında oluşacak olan faiz, elbette işlemin tarafları açısından çok önemlidir. Ancak oranın ne olacağını, eğer etkin bir piyasa varsa, yine arz talep belirleyecektir. Dolayısıyla faiz değişkeni son derece önemlidir, ancak etkin bir piyasada oluşması kolaydır.

Geriye vade kalıyor. İlk bakışta en kolay değişken gibi görünse de kesinlikle öyle değildir. Bir haftalık bir borçlanma için para miktarı, teminatı ve faizi üzerinde anlaştıktan sonra, size “vadeyi biraz uzatsak, şöyle 3 yıl kadar mesela” denilse, tepkiniz ne olur?

Elbette her üç değişken de önemli ama, aslında arz ve talebin ilk aşamada karşılaşıp karşılaşmayacağını belirleyen değişken vadedir. Buna göre finansal piyasalar el değiştiren yatırım araçlarının özelliklerine, faiz oranlarına, miktarlarına göre değil, vadelerine göre ikiye ayrılır:

  • 1 yıldan kısa vadeli fon arz talebinin karşılaştığı piyasalara para piyasası,
  • 1 yıldan uzun vadeli fon arz talebinin karşılaştığı piyasalara sermaye piyasası denir.

Yukarıdaki piyasalar, genellikle kısa vadeli olarak, yabancı bir para birimi üzerinden arz ve talebi karşılaştırıyorlarsa bu sefer de döviz piyasası söz konusu olur.

Dolar-TL ve Euro-TL ne olur? Tahmin ve analiz

Global piyasalar Ocak ayına hızlı bir giriş yaptıktan sonra Şubat ayına girişle birlikte belirgin bir stres fiyatlamasına geçtiler. Bu başta ABD borsaları olmak üzere bütün piyasalarda şimdilik farklı boyut ve büyüklüklerle kendini gösterdi. ABD 10 yıllıklar yüzde 2.65 eşiğini aştıktan sonra beklediğimiz gibi yüzde 2.80 – 3.20 aralığına doğru ilerleyip o seviyelerde kalıcı olmaya başlamış durumda. Enflasyon beklentilerinin bir parça bir parça değişmesiyle daha agresif tonda ve şahin olması beklenilen FED algısı ile özellikle olası yeni faiz artışı adımlarına birincil refleks olarak daha hassas 2 yıllıklarda yüzde 2.25-2.30 aralığına kadar gelinmiş olması ayrıca önemli.

Bu durumda faiz ne olur? Bu stres senaryosu masada kaldıkça gelişmiş ve gelişen bütün ülkelerde kendi hikayesine göre değişken ölçeklerde bir faiz baskısı anlamına gelecektir. Şu anda ECB bölgesinde de faizlerin yükseliş eğiliminde olması da ayrıca önemli. Avrupa tahvillerinde yükseliş etkisi şimdilik sınırlı hissedilirken, yüksek sayılan ABD tahvil faizlerine doğru kalıcı kalıcı bir korelasyon oluşumu henüz görülmedi. Ancak FED’in Mart ayı ve sonrasındaki toplantılarda bu konuda ekstra konsantre olmak istemesi de bilinen bir gerçek.

Hala ECB desteği ile bırakın 10 yıllıkları 2 yıllık ABD tahvil faizlerinin de altında kalmaya devam eden Avrupa tahvil piyasası,; İtalya, İspanya gibi ülkeler başta olmak üzere yükselişini sürdürmesi halinde global piyasalar için FED dışında ek unsur olarak faiz-kur ve özellikle risk iştahını baskılayacak bir süreci tetikleyebileceğini unutmamak gerekiyor. Piyasalarda korku endeksi olarak bilinen ve S&P 500 endeksinde oluşan volatilite ve oynaklığı gösteren VIX anomali şeklinde 10.00’lardan 50.00’lara hızla çıktıktan sonra mevcut durumda 20.00’lar üzerinde hala son birkaç yılın stres değerlerinin üzerinde bulunuyor. Bir tek dolar endeksi bu sürece şimdilik cevap vermezken, piyasalar tarafından sebepleri noktasında kafaları karıştıracak şekilde son 3-4 yılın dip seviyeleri olan ve kabaca 10 yıllık ortalama değeri olarak ifade edilebilecek 88.00-91.00 bandına geri çekilmiş durumda.

Peki bu konjonktürde Dolar-TL ve Euro-TL ne olur, yükselir mi düşer mi? Tahmin ve analiz…

Dolar – TL ne olur?
3.70-3.90 bandında sıkışan dolar – tl yaptığı atakla 4.18 kadar yükselmişti ve bundan öncesinde daha çok 3.75 ve 3.85 bandında hareket ediyordu. Dolar-TL için devam eden risk faktörleri ve kritik önemdeki FED toplantıları da hesaba katılırsa dikkatli olunması gereken bir sürece girildiği söylenebilir. Teknik olarak 3.95 ve 4.05 aralığı üzerinde kaldıkça 4.10 ve devamında 4.25’lerin potansiyel hedefler olabileceği söylenebilir. 3.90 altında kaldıkça 3.80’leri görebilir. Bunun da altına sarkarsa 3.60-3.70 bandına kadar sarkmalar görülebilir. Bu band aynı zamanda kuvvetli bir destek noktası.

Euro – TL ne olur?
Ocak ayı içerisinde gördüğü 4.72 civarında tepe sonrası Euro-Dolar paritesinde yaşanan yükselişe paralel Şubat ayı içerisinde 4.73 üzerinde yeni bir rekor geldiği gözlemlendi. FED ve ECB politika adımlarının etkili olduğu parite hareketine ve içeride TL’nin değerlenme sürecine bağlı olarak Euro-TL’de yön arayışı sürdü. Teknik olarak 4.60 – 4.70 altında bir kanala geri gelmedikçe yukarı seviyelerde kalmaya devam edecek ve daha yüksek potansiyel hedeflere yönelim başlayacaktır. Euro-TL’de normalleşme için ise 4.00 – 4.40 bandına geri gelinmesi gerekmekte.

Günde 15 TL taksitle özel kredi

Bankaların yılbaşına özel kredi kampanyaları her yıl olduğu gibi bu yılda devam ediyor. Birçok banka uygun taksitlerle yılbaşına özel kredi kampanyaları yaptı. Bunlardan biri de QNB Finansbank.

Yılbaşına özel günde 15 TL’den başlayan taksitlerle 15 bin TL ihtiyaç kredisi QNB Finansbank’ta 48 aya kadar vade ve üç ay erteleme seçeneği ile sunuluyor.

Krediye, banka şubeleri üzerinden başvuru yapılabileceği gibi online olarak da başvuru yapılabiliyor.

QNB Finansbak’ın özel yılbaşı kredisine başvuruda bulunmak isteyenler TC kimlik numarasını 5030’a mesaj atarak başvuru gerçekleştirebiliyorlar.

Avantajlı yılbaşına özel QNB Finansbank kredi kampanyası 5 Ocak 2018 tarihinde kadar geçerli.

Türkiye’den 10 teknoloji hissesinin analizi

Alcatel Lucent: 2017 dokuz ayda 300,5 milyon TL satış geliri elde etti. Ancak bu dönemde 2016’nın aynı dönemindeki 12 milyon TL’lik net kardan 6.3 milyon TL zarara geçti. Bu durum olumsuz olarak değerlendirilse de gelirlerdeki artış kara geçilmesini sağlayabilir.

Arena Bilgisayar: 2017 Ocak – Eylül’de gelirlerini 2016’nın aynı dönemindeki 1 milyar TL’den 1.2 milyar TL’ye çıkardı. Net kar 4 milyon TL oldu. Alış ve satışlar ile ticari alacak ve borçlanmanın büyük kısmının dolar cinsinden olmasıyla kurdaki değişimlerden olumsuz etkileniyor.

Aselsan: Dokuz ayda net karı yıllık yüzde 113 artan Aselsan, mevcut ihaleler nedeniyle güçlü bilanço beklentisine sahip şirketler arasında. 2017’de 1.2 milyar TL’lik sözleşme ve 64. milyar dolarlık devam eden projelerin varlığı yatırımcılara güven veriyor. Hisse için alım önerisi ağırlıkta.

Bimeks: 2016 dokuz aylık döneme göre 2017’nin aynı döneminde satışları yüzde yüzde 87 azalarak 131 milyon TL’ye gerileyen Bimeks, 262 milyon TL zarar açıkladı. Finansal açıdan zor durumdaki şirket hisselerinin tarihi dipte işlem gördüğü ve yakın izleme pazarına alındığı bilgisi veriliyor.

Datagate Bilgisayar: Türk Telekom’un üç önemli distribütöründen biri. Türk Telekom’da dağıtım konusunda sahip olduğu yüzde 25 payı yüzde 33’e çıkarmayı planlıyor. Son iki yılda gelirini ve karını artırdı. Hissede yılın 11 ayında 2.8 milyon TL’yi aşan net yabancı alımı dikkat çekiyor. Son çeyrekte gelir ve karda artış beklenirken hisse için ‘al’ önerisi veriliyor.

İndeks Bilgisayar: Yelpazesinde Apple, Samsung, Asus ve LG gibi önemli markalar bulunan Indeks, dokuz aylık dönemde 3 milyar TL satış gelirine ve 49 milyon TL net kara ulaştı. Temettü verimi ve istikrarlı temettü ödemesiyle en çok beğenilen ve önerilen teknoloji hisseleri arasında yer alıyor.

Karel Elektronik: Cirosunun yüzde 10’unu AR-GE’ye ayıran şirket, Türk Telekom ile destek hizmetlerini içeren 7,28 milyon dolarlık sözleşme imzaladı. Aselsan’dan da haberleşme sistemi üretimi için 4,4 milyon dolarlık sipariş aldı. Dönen varlıklarını öz varlıkla finanse etmesiyle beğeniliyor. Karda ve gelirlerde artış öngörülüyor.

Logo Yazılım: Fatura bazındaki aylık net satış gelirleri, 2016’ya göre yüzde 87 arttı. Üçüncü çeyrek büyüme oranı yüzde 83 oldu. FVAÖK de yüzde 7 arttı. Romanya’da satın alınan Total Soft’un olumlu etkisiyle finansal sonuçlardaki başarılı performansın devamı bekleniyor ve ‘al’ önerisi veriliyor.

Netaş Telekom: Dokuz ayda uluslararası ve kurumsal segmentteki artışla 688 milyon TL gelir elde etti. FVAÖK 34 milyon TL olurken işletme faaliyetlerinden 54 milyon TL nakit yaratıldı. ZTE ortaklığıyla geniş ürün yelpazesine sahip olacağı ve uluslararası büyümesini hızlandıracağı öngörülüyor. Yüksek kar ve ciro bekleniyor.

Teknosa: Üçüncü çeyrek sonuçları, ciro artışı ve iyileşen karlılıkla beklentileri geçti. Bu dönemde satış gelirleri yüzde 26 artarken dokuz aydaki artış yüzde 5 oldu. İkinci çeyrekte 11 milyon TL olan net borç pozisyonunun üçüncü çeyrekte 6 milyon TL net nakde dönmesi olumlu olarak değerlendiriliyor.

Merkez’in faiz artırımı bankaları nasıl etkileyecek?

Geçen hafta gem içte hem de dışta merkez bankalarının faiz kararları, piyasaları etkileyen en önemli unsular oldu. FED‘in çarşamba günü ‘güvercin’ davranmasının sonucu olarak TCMB, 50 baz puan faiz artırdır. Piyasalarda beklenti 100 baz puan faiz artırımı olacağı yönündeydi. Bunun etkisini de dolar kuru ve tahvil piyasasında gördük. Bu konular günlük basında da analiz edildi. Bizim dikkat çekmek istediğimiz konu, faiz artışının bankacılık sektörüne etkisi. Konuyla ilgili olarak Yapı Kredi Yatırım bankacılık analistlerinin yaptıkları değerlendirmeyi sizlerle paylaşmak istedik.

Değerlendirmede dikkat çeken pasaj şu: “Artan faiz ortamında Halkbank ve Vakıfbank’ın toplam fonlamaları içinde TL repo ve TL mevduat fonlamasının daha yüksek ağırlığa sebep olması nedeniyle daha olumsuz etkilenmelerini öngörüyoruz. Bu iki bankayı takiben İş Bankası ise özellikle yüksek TL repo fonlaması ağırlığı nedeniyle olumsuz etkilenecek. Garanti ve Akbank’ın ise daha düşük TL repo ve TL mevduat fonlaması ağırlığı ve bir yıllık vadede daha düşük bilanço vade uyumsuzluğu sayesinde diğer bankalara göre daha sınırlı olumsuz etkilenmelerini bekliyoruz.”

Faiz artırımı sonrasında bankaların Merkez Bankası’ndan olan fonlama maliyetlerinde 50 baz puan artış olacağından, Yapı Kredi Yatırım, maliyetlerdeki artışın yukarı yönlü fiyatlamalarıyla bir miktar telafi edileceği kanaatinde. Ancak bilançolardaki vade uyumsuzluklarına dikkat çeken kurum analistleri, kredilerin yukarı yönlü fiyatlamalarının 2018’in 2. Yarısında karlılığa tam olarak yansıyacağı yorumunu yapıyor. Kurum analistleri, TL mevduat faizlerinde de artışın yarım puanda kalacağı görüşünde.

Ekonomist

Trump, FED, Petrol, Borsa ve Dolar Beklentileri

2017 yılının sadece Türkiye için değil tüm dünya için zor bir yıl olacağı düşünülüyor. 2017‘de şu ana kadar belirli bir düzen çerçevesinde seyir halinde olan piyasaların bozulması ve çok fazla değişkenlik göstermesi bekleniyor. Piyasaları, hükümetleri ve yatırımcıları zor bir yılın beklediği düşüncesi yaygınlaşırken diğer yandan önümüzdeki dönemde FED, borsa, petrol, dolar ve euro‘da durumun ne olacağı merakı mevcut. Tüm bunların yanında Amerika’da ve dünyada Trump etkisi de merak edilen noktalar arasında.

2017’de petrol fiyatlarında beklentiler
Bilindiği üzere petrol üreten ülkeler birliği OPEC petrol üretimini kısıtlandırma kararı almıştı. Söz konusu OPEC kararının brent petrolü 60 dolara çıkarabileceği ancak bu kararın bent petrolü 60 dolar seviyesinin üzerinde kalıcı olarak tutamayacağı bekleniyor. 2017 yılında brent petrolün 40 – 60 dolar bandında hareket etmesi genel beklenti olarak öne çıkıyor.

2017’de Trum dünyayı ne şekilde etkileyecek?
Amerika’da Trump’ın seçimleri kazanarak başkanlık koltuğuna geçmesi tüm dünyada şok etkisi yaratmıştı. Ancak uzmanlar önümüzdeki dönemde TRUMP etkisinin sanıldığı kadar fazla olmayacağını, tüm dünyanın Trump’ın vaatleriyle seçimler öncesi ve sonrasında bir şok yaşadığını ancak 2017 yılı ve ilerleyen dönemde vaatlerin birçoğunun yerine getirilmeyeceğini dile getiriyorlar. Diğer yandan ABD ekonomisinin uzaktan görüldüğü kadar çok güçlü olmadığı ve gerçek anlamda iyi bir performans sergileyemeceği de beklentiler arasında.

FED 2017’de faiz arttırımı yapacak mı?
Amerikan Merkez Bankası FED’in toplantıları ve aldığı kararlar piyasalar üzerinde daima etkili. Önümüzdeki dönemde FED‘in 3 kez faiz arttırımı yapacağı söylentileri imkan dahilinde görülmüyor. Uzmanlara göre 2017 yılı içerisinde piyasalarda yaşanacak olan bozulma FED’in de kararlarını değiştirerek faiz hamlelerini kısıtlayacak.

2017’de dolar yükselir mi düşer mi?
Bugünlerde finans, ekonomi, ve yatırım dünyasının ana aktörü olarak öne çıkan doların 2017 yılında ne olacağı en büyük merak konusu. Kısa bir süre içerisinde önemli bir yükselişe sahne olan doların bu yıl 4TL düzeylerine yükselmesi ve buralarda yer edinmesi uzmanlar tarafından olası görünüyor. Derecelendirme kuruluşlarının etkilerinin de göz ardı edilmemesi gerekiyor. Diğer yandan piyasalarda beklenen bozulmanın da 2017 yılı içinde dövizi etkileyecek en önemli etkiler arasında olması bekleniyor.

2017 yılında Borsa ne olur?
Son zamanlarda dövizin yükselişiyle nefesini tutan borsanın 2017 yılında çok yüksek sıçrayışlar gerçekleştirmesi beklenmiyor. Uzmanlar bu yıl bekledikleri piyasadaki bozulma sebebiyle dünya genelinde borsaların çok iyi performans gösteremeyeceğini ve bu nedenle borsa konusunda çok hareketli bir yıl beklemediklerini dile getiriyorlar.

Altın fiyatları yükselmeye devam edecek mi?

Son 10 yıldır yatırım aracı olarak en gözde emtialardan bir tanesi olarak ön plana çıkan altın, uzun vadeli altın yatırımcılarını sevindirirken zaman zaman kısa vadeli al sat yapanları ise üzebiliyor.

Ons fiyatı olarak son zamanlarda fazla bir yükselişe sahne olmayan altın, Türkiye’de doların yüksek bir sıçrayış yapmasıyla birlikte oldukça yükseldi. Dolardaki yükselişin devam edeceğini ön görerek son günlerde altın alanlar ise altın fiyatlarının daha da yükselip yükselmeyeceğini merak ediyorlar.

Londra’da faaliyet gösteren Gold and Silver Fonu yöneticileri altın fiyatlarının önümüzdeki dönemde daha da güçlneceğini dile getirirken, FED‘in faiz arttırım sürecinin çok yavaş ilerlemesinin bunun ana sebebi olacağını düşünüyorlar. Fonun yöneticisi altın fiyatları konusunda herhangi bir tahmin yapmadı ancak bankacılık sisteminin ve kredi tahsislerinin çok gevşediğini ve bunun reel faizleri düşük tutacağını ve bunun da altın fiyatlarını desteklemeye ve güçlendirmeye devam edeceğini söyledi.

Faizlerin enflasyon düzeyine ulaşamayacağını düşündüğünü dile getiren Gold and Silver Fonu yöneticisine göre altın fiyatlarını sürekli volatil kılan sebeplerin başında reel faiz beklentisi yer alıyor.

Son Baskı