Dünya

Dünyada En Fazla Petrol Çıkaran Petrol Zengini Ülkeler

Dünyada petrol veya ham petrol, dünyanın en önemli enerji kaynağıdır. Adeta küresel ekonominin damarlarındaki kan gibidir. Tarih öncesi organizmalardan türediği için fosil bir yakıt olan petrol, temel olarak birbirinden ayrılarak ve işlenerek kullanılabilir hale gelen hidrokarbonların bir karışımıdır. Bütan ve propan gibi gazları da eşit derecede yararlıdır. Petrol ve gaz çıkarmanın masraflarına ve alternatif enerjilerin hızla artmasına rağmen, dünya endüstrisinin çok büyük bir kısmı halen petrole dayalıdır. Taşıma ve ısıtma için yakıt, ayrıca her türden tüketici ürünü için hammadde sağlar.

Dünya Ekonomisi İçin Bir Barometre Görevi Görür

Ham ve rafine petrol ürünleri ticareti yapan pazarlar, bu milyarlarca dolarlık endüstriye hizmet etmenin yanı sıra endüstriyel gelişme, durgunluk veya gerileme için de bir barometre görevi görür. Arz ve talebin yanında siyasi risklere karşı da özellikle hassastırlar. Böyle olunca, arza en ufak bir müdahale belirtisi (örneğin petrol üreten temel ülkelerden birinde savaş veya sosyal ayaklanma tehdidi) fiyatlarda dalgalanmalara, daha fazla tedarik için çekişmeye ve gelecekteki fiyat artış ve düşüşlerine karşı korunmaya neden olur. Yüksek petrol fiyatları yakıt masraflarının artması ve ekonomik gelişimin muhtemelen yavaşlaması anlamına gelir. Öte yandan petrol fiyatlarının düşmesi ise bir teşvik etkisi yaratabilir.

Bir Varil Petrol Kaç Litre?

Fiyatlar daima varil fiyatı olarak ifade edilir. 159 litre petrol demek olan bir varilin fiyatı, New York Ticaret Borsası (NYMEX) ve Kıtalararası Borsa (ICE) gibi büyük borsalar aracılığıyla bildirilir. Pek çok farklı petrol derecelendirme olsa da, standart olanlar West Texas Intermediate (WTI), ham Brent ve Dubai/Umman’dır. Küresel petrol fiyatı genel olarak ABD’ye ihraç edilen tüm petrolün ağırlıklı ortalaması alınarak hesaplanır ve ABD doları cinsinden ifade edilir.

Petrol Fiyatlarında İnişli ve Çıkışlı Süreç

Petrolün 2.Dünya Savaşı sonrası tarihi, çekişmeler, pazar manipülasyonları ve kartellerle doludur. Petrol ihraç eden ülkeler organizasyonu OPEC, 1960’ta kuruldu ve 10 yıldan uzun bir süre istikrarı sağladı. Ancak ABD’nin Yom Kippur Savaşı’nda İsrail güçlerine tedarik desteği vermesine yanıt olarak OPEC’in 1973’te petrol ambargosu koymasıyla ortaya çıkan petrol krizi, büyük fiyat oynamalarına yol açtı. İkinci bir enerji krizi, 1979’da İran Devrimi sırasında Körfez’den ABD’ye giden petrolün kısıtlanmasıyla yaşandı. Ogünden sonra petrol fiyatları bir indi bir çıktı. Orta Doğu’daki üretimin artması ve Asya’dan gelen talebin azalmasıyla 1999’da bir varil 17 dolara kadar düşerek dibe vurdu. Ardından 2000 yılında 35 dolara fırladı. 2000’den sonra dalgalı fakat genel olarak yukarı doğru bir seyir izledi. Temmuz 2008’de 145 dolarla tepe yaptı. Ardından dramatik bir düşüşle 30 dolara kadar geriledi. Son yıllarda toparlanarak Ocak 2011’de yine 100 doların üzerine çıktı.

Dünyada En Fazla Petrol Çıkaran Petrol Zengini Ülkeler

(Sırasıyla) Suudi Arabistan, Rusya, ABD, Çin, İran, Kanada, Meksika, Birleşik Arap Emirlikleri, Brezilya, Nijerya, Kuveyt, Irak, Venezuela, Avrupa Birliği, Norveç, Cezayir, Angola, Libya, Kazakistan, Katar, İngiltere, Azerbaycan, Endonezya, Hindistan, Umman, Colombia, Arjantin, Malezya, Mısır ve Avustralya.

Çin Ekonomisinde Yükselişi Getiren Adımlar

Konfüçyüs şöyle der: 40 yaşında kafa karışıklığı kalmaz. Çin’in reform ve dışa açılmasının 40. yılında, sosyal ve ekonomik dönüşümün artık olgunlaştığını ve Çin’in bu süreçte hiçbir kuşkuya yer vermeden belli kazanımlar elde ettiği söylenebilir.

Çin’in ekonomik liberalleşmesi, dış politika anlamında da ülkenin reform öncesi izole durumunu değiştirmiş, Çin onlarca yeni ülkeyle diplomatik ilişki kurmuştur. Çünkü dış politika, daha az ideolojik kaygılar taşıyan ve yeni ekonomik gelişmek hedeflerini karşılayan biçimde dönüştürülmeliydi. O dönemde Japonya ve ABD ile yapılan anlaşmalar bu ihtiyacın en somut örnekleri olarak ön plana çıkıyor. Reform ve dışa açılmayla dış politikanın temel motivasyonu, ekonomik hedeflerin başarılması olmuştur, ideolojik kaygılar eski öncelikli konumunu yitirmeye başlar.

Çin – Japonya Barış ve Dostluk Anlaşması, 12 Ağustos 1978’de Beijing’de imzalanmış, aynı yıl Ekim ayında Deng Xiaoping’in Tokyo ziyareti sırasında onaylanmıştır. Japonya ile ilişkilerde normalleşmeye gidilmesi önemlidir, çünkü Çin’in ekonomik modernleşmesinde, Japonya’dan gelecek teknoloji ve sermaye yatırımı önemli katkılar sağlayacaktır.

1 Ocak 1979’da Çin ile ABD arasında normal diplomatik ilişkiler tesis edilmiş, iki ülke ortak bir bildiri yayımlamıştır, Mart 1979’dan itibaren karşılıklı büyükelçiler gönderilmiştir. 1 Ocak 1979’da imzalanan bildiri, Çin-ABD ilişkilerini siyasi temellerini oluşturan üç ortak bildiriden biridir. Reform döneminde Çin dünyanın diğer ülkeleriyle kendi gücüne dayanma temelinde, eşitlik ve karşılıklı yarar ilkelerini gözeterek aktif iş birliği geliştirme yoluna girdi. Dünyanın ileri teknolojileri, Çin sanayisine adapte edilmeliydi. Ancak bunu yaparken yabancı teknoloji olduğu gibi kopyalanmamalı, Çin’in kendine özgü şartlarına göre hareket edilmeliydi.

Ekonomik Reformlar ve Dış Politika Açılımı Yükselişi Getirdi

Ancak reform ve dışa açılmanın yeni döneminde fırsatlar kadar büyük zorluklar da Çin’in önüne çıktı. Çin dışa açılma boyutunu genişletirken bugün dünyanın en büyük ekonomisi konumundaki ABD, içe kapanmayı teşvik etmekte, uluslararası örgütleri işlevsiz hale getirmektedir. Çin ekonomik küreselleşme derken, Amerikan tarafı tek taraflı korumacılık demektedir. Çin insanlığın ortak kader topluluğu fikrini ortaya koyarken Amerika “Amerika’yı yeniden mükemmel yapalım” sloganıyla hareket etmektedir.

Çin bugün de tarihi İpek Yolunu izleyerek Batı Asya’ya, Afrika’ya ve hatta Latin Amerika’ya uzanan işbirliği hatları oluşturuyor. Çünkü Çin tarihten aldığı misyonu yerine getirme sorumluluğu ile karşı karşıya. Çin, reform ve dışa açılmanın 40. yılını yeni bir başlangıç noktasına dönüştürüp, 2018 yılını Çin tarihinde yeni bir kilometre taşı yapmak istiyor. Son olarak 2020 yılında Çin orta halli refah toplumu olma hedefine ulaşmış olacaktır.

Stephen Hawking kimdir? Hastalığı neydi? Hangi kitapları yazdı?

“Evren nereye gidiyor, bir sonu olacak mı? Eğer olacaksa nasıl sona erecek? Eğer bu soruların yanıtlarını bulursak, Tanrı’nın zihnini de anlamış oluruz.”

Kuşkusuz, popüler bir bilim insanıydı o. Bilime yaptığı müthiş katkılarıyla, karmaşık teorileri, konseptleri kitlelere daha erişilebilir ve anlaşılabilir kılmasıyla ve karşılaştığı tüm engellere rağmen evreni tamamen anlamak için izlediği yol ve ruhuyla hatırlanacak. Aslına bakarsanız, cesareti, azmi, mükemmelliği ve esprili kişiliği zaten dünya genelinde insanlara ilham vermişti.

2017 yılı Ekim ayında, internette yayınlanan 1966 tarihli doktora tezi kamuya açıldığından beri milyonlarca kişi tarafından okundu. Cambridge Üniversitesi’nin tezi yayına koyduğu 23 Ekim 2017 tarihinde okulun internet sitesi çökmüştü. 1966’da yayımlanan Genişleyen Evrenlerin Özellikleri adlı tezini 500 binden fazla indirmeye çalışmıştı.

1962’den beri Cambridge Üniversitesi’ndeydi ve bu tezinin ardından 1988’de tüm zamanların etkili bilim eserlerinden Zamanın Kısa Tarihi: Büyük Patlamadan Karadeliklere kitabını yazmıştı. Söz konusu bu kitap 10 milyondan fazla satmıştır.

Hayatı 2014’de The Theory of Everything filmiyle beyaz perdeye aktarılmıştır. Başrolünde Eddie Redmayne vardı. Doktorlar 22 yaşındayken yakalandığı hastalık nedeniyle yalnızca 2 yıl ömrü kaldığını söylemişti. O ise 76 yaşına kadar çalışmalarına devam edip birçok teoriye ve kitaba imza attı. Bu hastalık çok nadir görülen motor nöron hastalığıydı. (ALS, Amyotrofik Lateral Skleroz). Ama o, hastalıkla kıyasıya mücadele edip, çağının en saygın ve başarılı bilim insanlarından biri oldu. Güçlü ve renkli espri anlayışıyla bir bilim elçisiydi ve çalışmalarına halkın rahat erişebilmesi için çaba gösterdi.

Zamanın Kısa Tarihi: Büyük Patlamadan Karadeliklere adlı kitabı en çok satanlar listesine girdi ama kaç kişinin kitabı sonuna kadar okuyabildiği ise hala belirsizliğini koruyor. Ayrıca Stephen Hawking’in çok sayıda televizyon programına katıldı ve sentezlenen sesinin de birçok kayıtta kullanılmasına izin verdi. Stephen Hawking 76 yaşında 2018 yılında hayatını kaybetti.

Stephen Hawking, çözümleri hesaplama veya deney yapmadan görselleştirme yeteneğiyle biliniyordu. Belki de en ilgi çekici olan, evrenin belirlenen yasalara göre geliştiğini söylediği ‘Herşeyin Teorisi’ydi. “Bu yasaların tamamı bize evrenin nasıl doğduğuna ilişkin sorulara yanıt verebilir” diyordu.

Tüm Zamanların En Büyük Devalüasyonu

İnanılmaz derecede yüksek enflasyon koşullarıyla uluslararası ekonomi gündeminden düşmeyen Venezuela yine bir ilke ev sahipliği yaptı.

Venezuela devlet başkanı Nicolas Maduro aldığı kararla tarihte eşi ve benzeri görülmemiş bir devalüasyonun altına imzasını attı ve Venezuela parası dolar karşısında tek hamlede yüzde 95 düştü. Buna göre 1 Dolar 285.000 Bolivar iken yeni uygulamadan sonra 6 milyon Bolivar’a yükseliyor. Uluslararası ekonomi uzmanları Maduro’nun zaten zor şartlar altında yaşamını sürdürmeye çalışan halkın karnına bir yumruk daha attığını düşünüyor.

Anketlere göre fiyatların yıllık bazda %108.000 artış gösterdiği ülkede enflasyonun %1.000.000’a ulaşması beklenirken son olarak atılan adımların ve getirilen uygulamaların bir nebze de olsa piyasayı rahatlatacağı düşünülüyor.

Hali hazırda göç veren ve vatandaşlarının komşu ülkelere gitmeye çalıştığı ülkede söz konusu yeni ekonomik şartlar ile birlikte göç dalgasının hızlanması bekleniyor.

Rusya Petrol Üretimini Azaltarak Neyi Hedefliyor?

Bilindiği üzere petrol konusunda Rusya da dünya çapında sözü geçen önemli ülkelerden bir tanesi. Son dönemde Rusya petrol üretimini azaltmak gibi bir hedefi ortaya koydu. Peki Rusya petrol üretimini kısarak sadece fiyatları mı yükseltmeyi hedefliyor? Hayır. Rusya, Suudi Arabistan ile petrol üretimini kısarak sadece fiyatları yükseltmeyi değil, Ortadoğu’daki varlığını güçlendirmeyi hedefliyor. Petrol İttifakı’ndaki işbirliğininse başka alanlara da genişlemesi bekleniyor.

Tek Amaç Petrol Fiyatlarını Yükseltmek Değil

Rusya’nın Suudi Arabistan ile petrol üretim anlaşması yapması, başlarda petrol fiyatlarını yukarı çekerek ekonomileri rahatlatacak fırsatçı bir adım olarak değerlendirilmişti. Üretimi kısma anlaşması çalıştı, petrol fiyatlarını yukarı çekti. Ancak ilerleyen dönemde anlaşmanın Rusya için petrolden daha öteye bir anlamı olduğu da ortaya çıktı. Ortadoğu’da ABD’nin azalan etkisine karşılık Rusya daha geniş bir ilişki zinciriyle bölgede varlığını güçlendirmek istiyordu. Rusya’nın bölgede İsrail, İran, Suriye ve hatta Hamas ve Hizbullah ile olumlu ilişkileri var.

Rusya’nın Ortadoğu’da Eli Güçleniyor

Petrol anlaşmasıyla portföyüne başta Suudi Arabistan gibi bir gücü ve Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü OPEC’in diğer Ortadoğulu üyelerini de eklemesi, elinin iyice güçlenmesi anlamına geliyor. Ayrıca yükselen petrol fiyatlarının bütçe ve ekonomiye katkısını da eklersek buna tam bir “kazan-kazan politikası” demek mümkün. Aslında ironik olan Rusya’yı Suudi Arabistan ile işbirliğine zorlayanın ABD olması. Petrol bolluğuna, ABD’li üre- ticilerin de kaya gazı üretimiyle katılması, Suudi Arabistan ve Rusya gibi büyük üreticileri önlem almaya zorladı. Royal Bank of Canada’nın emtia stratejisi başkanı Helima Croft, ABD’nin üretiminin Rusya lideri Putin’i acilen önlem almaya ittiğini belirterek “Putin burada OPEC ile hareket etmenin yarattığı fırsatı anladı. Rusya’nın bölgesel gücünü genişletmek için kullandı” diye konuşuyor. Croft ABD’nin değişken Ortadoğu politikaları ile bölgede boşluk bıraktığını vurgulayarak “Rusya ve Suudi Arabistan’ın ilişkisi petrolden daha ileriye gitti.

Ortadoğu’da Stratejik Bir Adım

Ortadoğu’da İran’dan daha iyi bir işbirlikçiye sahip olduklarını gösteriyorlar. Bunu sadece petrol politikasını değil Ortadoğu’da stratejik konuları şekillendirecek bir ortaklık olarak görüyorum” diyor. Georgetown Üniversitesi’nin Avrasya, Rus ve Doğu Avrupa Çalışmaları Merkezi’nin direktörü olan Profesör Angela Stent ise Suudi Arabistan’ın, Rusya’nın İran’a nükleer silah geliştirme konusunda ve Yemen ile devam eden savaşta karşı tarafa yardım etmesinden korktuğunu belirterek Rusya ile işbirliği yaptığını vurguluyor. Rusya-Suudi ortaklığı petrolle kalacak gibi görünmüyor. Saudi Aramco, Rusya’nın Kuzey Kutup bölgesindeki sıvılaştırılmış doğal gaz projesinde yatırım yapacak. Rusya Doğrudan Yatırım Fonu’nun ise Saudi Aramco’nun tarihin en büyük halka arzında yatırım yapması bekleniyor. Riyad merkezli Körfez Araştırma Merkezi’nin ekonomik araştırmalar müdürü John Sfakianakis, anlaşmanın tüm taraların işine geldiğini, ödemeler dengesini yoluna koyduklarını belirterek “Üretim düşük kalmaya ve petrol fiyatları da yüksek kalmaya devam edecek” diyor. Sfakianakis enerjideki stratejik ortaklığın diğer konulara da genişleyebileceğini belirterek, “Silah satın alma konusunu da  görüşüyorlar. Rusya’da yatırım yapma konusu da masada. Artık tamamen enerji ilişkisi değil. Enerji ile başladı, stratejik siyasi ilişki olma yolunda ilerliyor” diye konuşuyor. Rusya Enerji Bakanlığı Birinci Yardımcısı Aleksey Texler’in “Rusya, OPEC üyesi olmayı düşünmüyor. Ancak bu örgüt ile üretimi kısma anlaşması sona erdikten sonra da yakından çalışmaya devam edecek” sözleri işbirliğinin genişleyeceği görüşünü güçlendiriyor.

Dünyanın ilk bira temalı oteli Ohio’da

Dünya çapında zaman ilerledikçe farklı alanlarda çok farklı inovatif fikirlerin hayata geçirildiği görülüyor. Buna oteller de dahil. Girişimciler otelcilik ve otel hizmetleri alanında da önemli adımlar atarak müşterilerin deneyimine sunuyorlar. Bunlardan biri de bira temalı otel Doghouse.

Dünyanın ilk bira temalı oteli olan Doghouse Amerika Birleşik devletlerinin orta batısında yer alan Ohio eyaletinde hizmete açıldı.

Alarm kurmak yok. Bu hotelin ziyaretçileri sabah taze yapılmış bira kokusu ile uyanıyorlar.

Otelin toplam 32 odası bulunuyor ve her oda bira temalı olarak tasarlanmış ve dekore edilmiş. Odaların her köşesi bira ile fullenmiş mini buz dolapları ile donatılmış. Hatta duşta bile bira ile ağzına kadar doldurulmuş buz dolabınız var. Odaların manzarası ise bira fabrikası. Gecelik fiyatlar 162 dolar ile 182 dolar arasında değişiyor.

Güney Kore özellikleri, nasıl bir yer, hakkında bilgiler

Biz Kuzey Kore’den ayırmak için Güney Kore deriz ancak Güney Koreliler kendi ülkelerini sadece Kore olarak adlandırır. Güney Kore biraz farklı bir ülke diğerlerine göre. Bilmeniz gereken ve hatta öğrendiğinizde şaşıracağınız birçok özelliği var. İşte Güney Kore’nin özellikleri, hakkında ve hayata dair bilgiler…

Kore adı, 100 yıl önceki Goryeo hanedanında gelir. Yüksek dağların, parıldayan nehirlerin ülkesi anlamı taşır.

Kore’de doğduğunuz gün 1 yaşındasınız demektir. Halkın sadece yüzde 3’ü şişmandır. Bu da ülkeyi, Japonya ile birlikte dünyanın obezite sorunu olmayan iki ülkesinden biri durumuna getirmiştir.

Çok az koreli restoran gidip yemek yer. Genelde restoranlar, evlere yemek servisi yapar. Batılı fast food restoranlar da bu ülkede iş yapmak istiyorlarsa aynı yöntemi uygulamak zorundadır.

Koreli erkekler makyaj yapmayı sever. Makyajlarına yılda 900 milyon dolar harcalar. Bu rakam, bütün dünyada erkek bakım malzemesi satışının dörtte birine tekabül eder.

Bir korelinin adı kırmızı mürekkeple yazılmışsa, o vatandaşın ölmek üzere olduğu anlaşılır. Diğer yandan Kore’de 4 rakamı şansız bir sayıdır. Ölümü çağrıştırır. Bu inanışın Çin’den geldiği tahmin edilmektedir.

Koreli şarkıcı PSY’ın Gangnam Style şarkısı rekor üzerine rekor kırarak 2011’den bu yana 2 milyar kişi tarafından izlenmiştir. 30 ülkede aynı anda 1 numara olmuştur.

Güney Kore dünyanın plastik cerrahi başkentidir. Her üç kadından biri estetik ameliyat geçirir. En fazla göz kapağı ameliyatı yapılır. 16 yaşını dolduran her genç, batılı gibi görünmek için mutlaka bıçak altına yatar.

Koreliler genelde 6 saatten az uyurlar. Gecenin sıcağında bir vantilatör açık kalmışsa, bunun uykularını süpürüp götürdüğüne inanırlar.

Güney Kore dünyanın en hızlı internet ağına sahiptir. İnternetin, saniyede 33.5 megabit yükleme hızı vardır. Bu rakam ikinci sıradaki Hong Kong’un tam iki katıdır.

9-12 arası kesim internet bağımlısıdır. Bu kesimin halka açık internet kafelerde saatlerce oyun oynamasına izin verilmez. Sebebi, hareketsizlik nedeniyle damar tıkanmasından ölümlerin yaygın olmasıdır. Ama gençler bu yasağı dinlemez.

Ülkenin Pohang kentinde, gardiyanların robot olduğu dünyanın ilk ve tek hapishanesi bulunur. Ayrıca askerden arındırılmış bölgede de robotlar devriye gezer, nöbet tutar.

Güney Koreliler, doğdukları andan itibaren kanlarına göre sınıflandırılır. Kanları uyuşmayan çiftlerin evlenmelerine izin verilmez.

Tatlı patatesi ve tereyağını çok severler. Yemekte, salatada, ekmekte, tatlıda hatta pizzada mutlaka tatlı patates olmalıdır. Tereyağını Fransa’dan alırlar.

Taksilerin farklı renkleri var. Gri ve beyaz taksilerin sürücüleri deneyimsiz demektir. Siyah taksilerin sürücüleri ise hem deneyimlidir hem de lüks hizmet verirler.

Marketlerinde alışveriş yaparken rafların uçlarının yukarıya doğru kıvrımlı olduğunu görürsünüz. Bunun sebebi rafa gülen yüz görünümü vermektir.

Evlerin yüzde 90’ı yerden ısıtmalıdır. Bu nedenle Koreliler, yerde yemek yer, dinlenir, tv seyreder ve hatta uyur.

Dünyada kredi kartını en çok Güney Koreliler kullanır. 2011’de kişi başı yılda 130 kullanımla rekor kırmışlardır. Amerikalının eli yılda 78 kez kredi kartına uzanır.

Geleneksel Kore takvimi, 60 yıllık periyotlar üzerine kurulu olduğundan 60 yaşına gelen her vatandaş kendine yeni ve zengin bir hayatın başlangıcını temsil eden zengin bir parti verir.

Güney Kore’de haftalık ortalama çalışma saati 55 saattir. 18-24 yaş arasındaki gençlerin yüzde 97’si akıllı telefona sahiptir. Bu oran dünyadaki en yüksek orandır.

Tuvaletlerin sifonları çekilirken bir müzik çalar. Suyun akışı bile hoş bir ses çıkarır. Ülkede bir de tuvalet müzesi vardır.

İran’daki protestoların sebebi ekonomiden fazlası

Yeni yılın ilk gününde İran’da halkın sokağa dökülmesiyle bir anda patlak veren protestoların altında yatan sebebin ekonomik faktörler olduğu doğru ancak protestoların altında yatan tek sorun sadece ekonomik değil, bundan daha fazlası.

Bakıldığında İran’da yaşanan protestoların görünürdeki sebepleri kötü giden ekonomik koşullar, yaygınlaşan yolsuzluklar, yiyecek ve yakıt fiyatlarındaki süregelen artış olarak ön plana çıkıyor.

Ancak ortada görünenden daha büyük bir sorun var: beklentiler.

Uzmanlara göre İranlılar kızgınlar çünkü 2015 yılında İran ve Birleşmiş Milletler (P5 + 1) arasında İran’ın Nükleer Programı konusunda anlaşma sağlanmasının ardından yaptırımların kaldırılmasıyla ekonomik koşulların iyileşmesi ve refah düzeyinin artmasını beklentisi içindeydiler. Ancak bu beklentileri gerçekleşmemekle birlikte ekonomi ve refah alanında hiç bir gelişme kaydedilemedi. P5 + 1, Birleşmiş Milletler’in 5 daimi üyesi olan İngiltere, ABD, Çin, Fransa, Rusya ve bunlara ek olarak Almanya’dan oluşuyor.

Finans, enerji ve ulaşım sektörlerindeki kısıtlamalar kaldırıldı fakat yüzlerce İranlı kara listeden çıkarılmadı. Hemen akabinde Amerika Birleşik Devletleri İran’a yine işlenen suçları öne sürerek füze denemelerini de kapsayan yeni yaptırımlar getirdi.

Ulusal İran Amerikan Konseyi Başkanı Trita Parsi ve diğer uzmanlar konuya ilişkin yaptıkları açıklamalarda yanlış ekonomi yönetimi ve sürekli cereyan eden yolsuzlukların İran halkını küçük ve zayıf düşürdüğünü dile getiriyorlar. Uzmanlara göre yanlış ekonomi yönetimi ve yanlış politikalar İran’da işsizlik ve enflasyonu olması gerekenden çok yüksek seviyelere çıkardı. Diğer yandan uluslararası yatırım eksikliği de ülkede çok fazla hissediliyor.

Trita Parsi, İran halkının nükleer program üzerinde sağlanan anlaşmadan beklentilerinin olduğunu ancak uzun süredir bu beklentilerin gerçekleşmediğini ve bu durumdan dolayı tepkili olduklarını dile getiriyor.

Son Baskı