Döviz

Güncel döviz kurları. Dolar ve Euro ne olur? Haberler, Tahminler.

Spot ve Forward Döviz Kuru Piyasası ve Döviz İşlemleri

Döviz piyasasında yapılan işlemler spot ve forward olmak üzere iki grupta sınıflandırılır. Döviz piyasasında yapılan bütün işlemler spot işlem olarak düşünülmelidir. Spot işlemler bir – iki günlük zamanı kapsayan işlemlerdir. Spot işlemlerde uygulanan döviz kuruna spot döviz kuru, piyasaya da spot piyasası adı verilir. Forward işlemleri gelecekteki olası döviz olası döviz kurlarına dayanarak bugünden yapılan işlemlerdir. Forward işlemlerinde uygulanan döviz kuruna forward döviz kuru, işlemin yapıldığı piyasaya da forward piyasası denir.

Spot ve Forward Döviz Kuru Piyasası ve Döviz İşlemleri

İşlemin yapıldığı andaki geçerli olan kur spot kur olup, her türlü alım satım spot kurdan yapıldığında buna spot işlem denir. Spot işlemler yanı sıra forward işlemler de vardır. Günlük alım satım işlemlerinde geçerli olan kurun ileriki dönemlerde olası kura göre düzenlenmesi ile ilgili yapılan işlemlere forward işlemler denir. Forward işlemler aylık, üç aylık veya en az altı aylık olarak düzenlenir.

Bu durumu örnekleme yaparak açıklayalım. Amerikalı bir otomobil ithalatçısı, İngiltere’den otomobil satın almak istediği zaman, satın alacağı her bir otomobil için ödeyeceği 1000 Pound karşılığını cari dönemde (o anda) ödeyecekse (kurun 1 pound = 2 dolar olduğunu kabul ediyoruz), ödemesini mevcut kurdan yani spot piyasada spot işlemi olarak öder.

Amerikalı ithalatçı, İngiliz otomobil ihracatçısıyla olan alım satım işlemini 3 ay sonra gerçekleştirmek üzere anlaşma yaparsa yapılan işlem bir forward işlemidir. Burada 3 aylık zaman içinde döviz kurunda olası yükselme veya düşme durumunda ortaya çıkabilecek riskleri düzenleyen forward (vadeli) kontrat yapılır.

Eğer 3 ay sonraki forward kurunun, spot kurun altında olacağı tahmin ediliyorsa, buna forward discount (vadeli indirim) denir. Ya da kurun 3 ay sonra yükseleceği yani forward kurun, spot kurdan daha fazla olacağı tahmin ediliyorsa, buna forward premium (vadeli prim) denir.

Özetlenecek olursa, forward işlemlerde forward kurlar belirlenirken, forward kur ile spot kur arasındaki duruma göre düzenleme yapılır. Yani, spot kur > forward kur ise forward primi ödenir. Spot kur < forward kur ise forward indirimi yapılır.

A ve B Grubu Döviz Büroları Hangi Faaliyetlerde Bulunabilir?

Bilindiği üzere B grubu yetkili müesseseler için 200 bin TL başvuru ücreti yatırılması gerekiyor. En yeni mevzuata göre sadece A grubu döviz büroları şube açabilirken B grubu döviz büroları ise ne şube açabilir ne de müsteşarlığa şube açmak için başvuruda bulunabilir.

Peki B grubu yetkili müesseseler yani B grubu yetkili döviz büroları sahip oldukları izin belgesi ile hangi faaliyetleri yürütebilir?

A ve B Grubu Döviz Büroları Hangi Faaliyetlerde Bulunabilir?

B grubu yetkili döviz büroları Türk Parası Kıymetini Koruma ve diğer mevzuatlar kapsamında şu faaliyetleri yürütebilirler:

Kaydi para hariç yabancı paraları almak ve satmak. Kaydi para hariç yabancı paraları daha küçük veya büyük küpürlerle, ayrı cins kaydi para hariç yabancı paralarla değiştirmek.

Merkez Bankası’nca tespit edilen usul ve esaslar kapsamında dövizi natık çekleri satın almak. Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü tarafından üretilen altınlar ile bir kilogramdan küçük bar veya külçe şeklindeki standart işlenmemiş altınların alım satımını yapmak.

Aynı iş günü içerisinde transfer emrinin verilmesi veya işleme konu fiziki teslimatın yapılması şartıyla; bankalar, yetkili müesseseler ve müşterileriyle bankacılık aracılığıyla yapılan transferler yoluyla yabancı para almak, satmak ve ayrıcı cins yabancı paralarla değiştirmek.

A grubu döviz büroları ise ilave olarak şu faaliyetleri yürütebilir:

Aynı iş günü içerisinde transfer emrinin verilmesi veya işleme konu fiziki teslimatın yapılması şartıyla, bankalar, yetkili müesseseler ve müşterileriyle transfer gerçekleştirebilen kuruluşlar aracılığıyla yabancı para almak, satmak ve ayrı cins yabancı paralarla değiştirmek.

Borsaya üye olmak kaydıyla, ilgili yönetmelik ve mevzuat hükümleri çerçevesinde kıymetli taşlar ile standart ve standart dışı işlenmemiş kıymetli madenlerin ithalini, ihracını ve Borsada sürdürülmekte olan kıymetli maden ve taşlara ilişkin işlemleri yapmak.

Elektronik para kuruluşu ve ödeme kuruluşlarının temsilcisi olarak faaliyet göstermek.

Müsteşarlık tarafından izin verilmesi halinde merkez veya şube adresleri ile uygun görülen diğer yerlerde para makineleri aracılığıyla yabancı para alım satımı ve buna ilişkin işlemleri yapmak.

Tutar sınırlaması olmaksızın banka kartları ve 10 bin ABD dolar’ına kadar ön ödemeli kartlar aracılığıyla yabancı para alım satımı yapmak. Müsteşarlıkça belirlenen usul ve esaslar dahilinde müsteşarlıktan izin alınması şartıyla, yurtdışına madeni yabancı para veya TL banknot sevkiyatı gerçekleştirmek ve yine müsteşarlık tarafından uygun görülen diğer faaliyetleri gerçekleştirmek.

a grubu döviz |

Aşırı Değerli Türk Lirası Neden Daha Tehlikeli?

Bilindiği üzere dolardaki yükseliş trendi uzun zamandır doları en önemli gündem maddelerinden biri haline getirdi. Dolardaki yükselişin devam edip etmeyeceği merak konusu iken büyük bir çoğunluk ise dolardaki yükselişin önümüzdeki dönemde de devam edeceğini düşünüyor. Uzun yıllar önce dolardaki ani yükselişlerin yaşanması önemli ekonomik krizleri de beraberinde getirdi.

Peki günümüzde dolardaki yükseliş eskiden olduğu gibi kriz yaratma konusunda halen etkili mi?

Dolar Yükselirse Kriz Olur Mu?

Çoğu insan için dolar TL’ye karşı değer kazanırsa bu, krizin habercisi olarak kabul edilir. Eski dünya düzeninde yani sermaye hareketleri böylesine serbest değilken, yani para istediği yere istediği kadar kolay transfer edilemezken ve Türkiye’nin döviz rezervleri düşük düzeyde iken bu yaklaşım çok da yanlış değildi.

Türkiye’nin yurtiçi tasarrufları yeterli değildir. Bu eskiden olduğu gibi şimdi de böyledir. O nedenle de yatırım için yabanacı tasarrufları ülkeye çekmeye ihtiyacı vardır. Dışarıdan borçlanılabildiği ölçüde yatırım ve üretim yapılmakta ve ithalat yükselmekte, cari açık artmaktadır. Bunların sonucunda ülke de hızlı bir büyüme kaydetmektedir. Bir süre sonra işler kötüye giderse o zaman borçlanma zorlukları ortaya çıkmakta, eski borçlar ödenememekte ya da yenileri alınamamakta, ithalat ve ardından büyüme düşmektedir. Sonuçta TL, dolara karşı değer kaybetmektedir. İşte o aşamada vatandaş bu gidişi kriz olarak algılamaktadır.

Aşırı Değerli Türk Lirası Cari Açığı Büyütüyor

Dolar yukarı gittiğinde Merkez Bankası rezervlerini piyasaya satarak doları bollaştırmakta ve TL’sini kıtlaştırmaktadır. Çünkü insanlar dolar alabilmek için TL vermektedir. Bu durumda TL değerlenmekte, dolar değer kaybetmektedir. Yani özetle dolar yükseldiğinde eskisi kadar kolay kriz olmaz. Ama bu, hiç kriz olmayacak anlamına da gelmez. Asıl kriz TL aşırı değerli kalmaya devam ederse olur. O zaman bizim cari açık alır başını gider ve kriz tohumları ekilmeye başlanır.

Türk Lirası’nın Aşırı Değerli Olması Daha Tehlikeli

İlginç bir durum ama TL‘nin aşırı değerli olması bir süre sonra aşırı değersiz hale gelmesine yol açar. Ki bu durum doların değer kazanması ve vatandaşın kriz çıkar mı korkusunun başlangıcını oluşturur. Daha açık bir ifadeyle, TL’nin aşırı değerli olması, aşırı değersiz olmasına göre daha tehlikeli bir durumdur. | Mahfi Eğilmez

Faiz Arttırımı Kur Artışına Çözüm Olabilir Mi?

Son günlerde en çok tartışılan konulardan birisi de faiz arttırımı ve kur meselesi.Siyasetin gündemini belirleyen bu konu üzerine herkesin merak ettiği esas soru ise faiz artışının dolar kuru üzerindeki etkisi. Ekonomist Mahfi Eğilmez paylaştığı son yazısında herkesin aklındaki o soruyu yanıtladı.

Faiz Artırımı Niçin Çözüm Olmuyor?

Son zamanlarda yaygın bir akıl yürütme söz konusu: “Faizi artırdık ama kurlar düşmedi, demek ki faizi artırmak işe yaramıyormuş.” Akıl yürütme Sherlock Holmes’in bir konuda sonuca varmak için kullandığı oldukça yararlı ve basit bir yöntem. Yalnız biraz tehlikelidir. Çünkü neden – sonuç ilişkilerini etkileyecek unsurlar dikkate alınmazsa tamamen ters sonuçlara varılmasına yol açabilir. O nedenle bu yöntemi kullanırken çok dikkatli ve titiz olunması, hiçbir ayrıntının atlanmaması gerekir.

Gerçekten faiz artırımı işe yaramıyor mu? Faiz artırımı tek başına çözüm getirmez, mutlaka ardından asıl çözümlerin onu izlemesi gerekir. Faiz artırımı kanamalı bir hastanın kanamasını durdurmaya benzer. Kanama durdurulmakla hastanın sorunu çözülmüş olmaz ama hastanın kan kaybından ölmesi önlenmiş olur. Asıl derdin ne olduğunu teşhis edip onu tedavi etmek için gerekli işlemleri yapmak şarttır. Bunların hepsi doğru ama faiz artırımı da öyle “hiçbir işe yaramıyormuş” diye kenara atılacak bir şey değil. Çünkü kısa vadede ciddi biçimde işe yarayan bir önlemdir.

Madem faiz artırımı işe yarıyor, madem biz faizi enflasyona neden olan kur artışını tersine çevirsin diye yapıyoruz o halde niçin artırımdan kısa bir süre sonra başladığımız yere geliyoruz, niçin kurlar önce düşse de tekrar artarak aynı noktalara geliyor? Bunun iki nedeni var.

İlk neden faiz artırımının ardından gereken adımların atılmamasıdır. Türkiye’nin bugün ciddi yapısal reformlara ihtiyacı var. Yargının ve eğitimin siyasallaştığı, demokrasinin ahbap çavuş demokrasisine, kapitalizmin ahbap çavuş kapitalizmine dönüştüğü bir yerde bunları düzeltecek adımlar atılmadıkça faiz artışı çözüm getiremez. Üretimin ithalata bağımlılığı artarak sürerken, tarım ve hayvancılık sektörleri üretip ihraç eden alanlar olmaktan çıkıp ithalâtçı olmaya dönmüşken faiz tek başına çözüm getiremez. O halde faiz artırımından gereken etkiyi alamamanın ilk nedeni faiz artışının yapısal reformlarla desteklenmemesidir. Faiz artışı bir çeşit ek önlemdir. Asıl olanlar bu yapısal reformlardır. Ek önlem, asıl önlemlerin yerini dolduramaz.

İkinci neden faiz artırımının “kerhen” yapılıyor olmasıdır. Kerhen yapılan hiçbir işten hayır gelmez. Faizi artırıp ardından faizin kötü bir şey olduğu, bunu artırmak değil aslında indirmek gerektiği söylenir, bankaların piyasa değerlerini düşürecek açıklamalar yapılırsa faiz artırımının hiçbir etkisi kalmaz. Faiz artırımı, yükselen risklerin bedelidir. Yeni risk artışlarına yol açacak yeni tartışmalar açıldığında faiz artırımının etkisi sıfırlanır.

Eylül ayı başlarında 550’yi aşmış olan CDS primi, 13 Eylül’de Merkez Bankası’nın yaptığı sert faiz artırımının ardından hızlı bir düşüş sergiledi. Sonrasında tekrar yükseldi. Bu düşüşü izleyen yükselişler 13 Eylül’den hemen sonra risk artırıcı gelişmeler olduğunu ortaya koyuyor. 13 Eylül’den sonra neler olduğuna bir bakalım: (1) Faizin aslında düşürülmesi gerektiğine ilişkin açıklamalar. (2) Bazı banka hisselerinin Hazineye devredilmesi gerektiğine ilişkin söylemler. (3) Türk Parasının Kıymetini Koruma düzenlemeleri (döviz ile yapılan sözleşmelerin TL’ye çevrilmesi.) (4) İDLİB gelişmeleri.

Bunlardan sonuncusu dışında tamamı Türkiye’den kaynaklanıyor. Ve tamamı riskleri artırıcı gelişmeler. Meseleye böyle baktığımızda faiz artırımının işe yaramasının zaten imkânsız olduğunu görmek mümkün. Riskleri artırmaya devam edeceksek o zaman faizi artırmanın bir anlamı yok.

 

Trump, FED, Petrol, Borsa ve Dolar Beklentileri

2017 yılının sadece Türkiye için değil tüm dünya için zor bir yıl olacağı düşünülüyor. 2017‘de şu ana kadar belirli bir düzen çerçevesinde seyir halinde olan piyasaların bozulması ve çok fazla değişkenlik göstermesi bekleniyor. Piyasaları, hükümetleri ve yatırımcıları zor bir yılın beklediği düşüncesi yaygınlaşırken diğer yandan önümüzdeki dönemde FED, borsa, petrol, dolar ve euro‘da durumun ne olacağı merakı mevcut. Tüm bunların yanında Amerika’da ve dünyada Trump etkisi de merak edilen noktalar arasında.

2017’de petrol fiyatlarında beklentiler
Bilindiği üzere petrol üreten ülkeler birliği OPEC petrol üretimini kısıtlandırma kararı almıştı. Söz konusu OPEC kararının brent petrolü 60 dolara çıkarabileceği ancak bu kararın bent petrolü 60 dolar seviyesinin üzerinde kalıcı olarak tutamayacağı bekleniyor. 2017 yılında brent petrolün 40 – 60 dolar bandında hareket etmesi genel beklenti olarak öne çıkıyor.

2017’de Trum dünyayı ne şekilde etkileyecek?
Amerika’da Trump’ın seçimleri kazanarak başkanlık koltuğuna geçmesi tüm dünyada şok etkisi yaratmıştı. Ancak uzmanlar önümüzdeki dönemde TRUMP etkisinin sanıldığı kadar fazla olmayacağını, tüm dünyanın Trump’ın vaatleriyle seçimler öncesi ve sonrasında bir şok yaşadığını ancak 2017 yılı ve ilerleyen dönemde vaatlerin birçoğunun yerine getirilmeyeceğini dile getiriyorlar. Diğer yandan ABD ekonomisinin uzaktan görüldüğü kadar çok güçlü olmadığı ve gerçek anlamda iyi bir performans sergileyemeceği de beklentiler arasında.

FED 2017’de faiz arttırımı yapacak mı?
Amerikan Merkez Bankası FED’in toplantıları ve aldığı kararlar piyasalar üzerinde daima etkili. Önümüzdeki dönemde FED‘in 3 kez faiz arttırımı yapacağı söylentileri imkan dahilinde görülmüyor. Uzmanlara göre 2017 yılı içerisinde piyasalarda yaşanacak olan bozulma FED’in de kararlarını değiştirerek faiz hamlelerini kısıtlayacak.

2017’de dolar yükselir mi düşer mi?
Bugünlerde finans, ekonomi, ve yatırım dünyasının ana aktörü olarak öne çıkan doların 2017 yılında ne olacağı en büyük merak konusu. Kısa bir süre içerisinde önemli bir yükselişe sahne olan doların bu yıl 4TL düzeylerine yükselmesi ve buralarda yer edinmesi uzmanlar tarafından olası görünüyor. Derecelendirme kuruluşlarının etkilerinin de göz ardı edilmemesi gerekiyor. Diğer yandan piyasalarda beklenen bozulmanın da 2017 yılı içinde dövizi etkileyecek en önemli etkiler arasında olması bekleniyor.

2017 yılında Borsa ne olur?
Son zamanlarda dövizin yükselişiyle nefesini tutan borsanın 2017 yılında çok yüksek sıçrayışlar gerçekleştirmesi beklenmiyor. Uzmanlar bu yıl bekledikleri piyasadaki bozulma sebebiyle dünya genelinde borsaların çok iyi performans gösteremeyeceğini ve bu nedenle borsa konusunda çok hareketli bir yıl beklemediklerini dile getiriyorlar.

Dolar yükselmeye devam edecek mi?

Sürekli olarak dalgalanmaların yaşandığı dolar/tl’de analistlerden sürekli olarak yeni tahminler gelmeye devam ediyor. Son olarak dünyaca bilinen yatırım şirketlerinden biri olan Nomura’nın ekonomisti İnan Demir dolar/tl tahminini revize ederek 12 aylık seviyeye çok daha kısa sürede erişilebileceğini kaydetti.

Dolar 3 ayda 3,65’i görebilir

Nomura’nın ekonomistlerinden biri olan İnan Demir dolar ne olur sorusuna dolar/tl‘de daha önce belirttiği 12 aylık tahminini revize ederek 3 aylık bi süre zarfında 3,65 seviyesine ulaşılabileceğini ve merkez bankasının faiz cephesinde TL’nin değer kaybetmesinde karşı gerekli ve yeterli adımları atmadığını dile getirdi.

Yapılacak bir faiz artırımının şu anda enflasyon ve küresel alanda yaşanan sorunların kabul edilldiğini gösterecek önemli bir adım olacağını da dile getiren Demir, TL’nin zayıf görünümünün sürmesi neticesinde TÜFE’nin yüzde 2 miktarında değer artışına sahne olacağını ve bunun da dolar/tl’yi 3 ay içinde 3,65 seviyesine taşıyacağını kaydetti.

Kredi derecelendirme kurumları ve manşetleri fırsata çevirmek

Eğer geçmiş size birşey anlatıyorsa (ve anlattığını da biliyoruz) önümüzdeki 10 yıl boyunca dünyanın çeşitli bölgelerinde büyüklü küçüklü krizler olacak. Bunlar gerçekleştiğinde saldırı veya savunma durumunda bulunma tercihiniz olacak. Peki limonları limonataya nasıl çevireceksiniz. Geri dönük olarak, sıfır ila negatif kazanca sahip internet şirketlerinin o çok yüksek değerlemeleri hak etmediklerini veya bilhassa piyasa stoklarla dolup taştığında ve tüketiciler borçlarla aşırı yüklendiklerinde, insanların nihayetinde evlere astronomik fiyatlar ödemeyi bırakacaklarını söylemek kolaydır. Anahtar nokta çılgınlığa kapılmamak ve risk ile değerlemelere bakıldığında bir varlığın fiyatının uygun olup olmadığını rasyonel bir şekilde düşünebilmektir.

Elbette bunu yapmak o kadar kolay değil, ama küçük bir yatırımcının son krizlerden faydalanabileceği farklı yolları göz önünde bulundurduğumuzda imkansız da değil.

Subprime kriz. Hepimizin bildiği gibi bu kriz, birtakım finansal kurumların başarısız olmasına yol açtı. Bazılarına hükümet el koydu; diğerleri kurtarıldı, rakiplere satıldı veya iflasa zorlandı. Her ne kadar bazı insanlar, başkalarının talihsizliğinden kar etmenin ahlaki olmadığını iddia etse de Soros, Paulson ve Templeton zenginliklerinin büyük bir kısmını bu şekilde oluşturdular. Kurtarmalar veya devralmalar bile daha fazla sorunun ortaya çıkması korkusundan doları kaldırmada başarısız olmuştur. Subprime krizi esnasında Japon yenine karşılık ABD doları satan yatırımcılar cömertçe ödüllendirilmişlerdir.

Avrupa devlet borç krizine ilerlersek, Yunanistan’da olaylar patlak verince ve ülkenin finansal bir belaya doğru yol adlığı gitgide daha açık hale gelince, kredi derecelendirme kurumları ülkenin borç derecesini fazlasıyla indirmeye başladı. Kredi derecelendirme kurumu, bir ihraççının borcunu ödememe ihtimalini gösteren kredi dereceleri veren şirkettir. Dereceler harf notu şeklinde verilir, neredeyse tıpkı bir karne gibi. Bir ülkenin derecesi düşürüldüğünde bu, şu veya bu nedenden dolayı borçlarını ödememe ihtimalinin daha fazla olduğu anlamına gelir. Ekim 2009’da önde gelen kredi derecelendirme kurumlarından Fitch Ratings, Yunanistan’ın devlet borç deecesini A-‘ye düşürmesi sonradan ABD dolarına karşı euro’da yüzde 20’lik bir elden çıkarmayı tetikledi. USD/JPY olayında olduğu gibi Yunanistan’ın veya Euro bölgesi içerisindeki hasta başka herhangi bir ülkenin notu her düşürüldüğünde EUR/USD elden çıkarıldı. Bu not düşürmeler yatırımcılar arasında endişe dalgaları oluşturdu çünkü bu, ülkenin kredilerini ödememeye gitgide daha çok yaklaştığı anlamına geliyordu. Nisan 2010’da Yunanistan’ın borç dereceleri değersiz seviyelere düştü. Bu krizden faydalanmanın bir yolu manşetleri ticari fırsatlara çevirmek olabilirdi veya diğer bir deyişle, panik başlayınca satmak, çünkü bir not düşürmenin ardından genelde diğeri gelir.

Hikayeleri fırsata çevirmek konusunda kendinizi rahat hissetmiyor ve çizelge düzeyinde işlem yapmayı tercih ediyorsanız bile, kilit seviyelerdeki kırılmaları satarak da her döviz çiftindeki hareketlerden faydalanabilirsiniz. Söz gelimi, USD/JPY’de 105, 100 ve 95’in üçü de önemli psikolojik seviyelerdir. Aynı şey EUR/USD’de 1,45, 1,40 ve 1,35 için geçerlidir.

Dövizler doğası gereği hep eğilim içindedir, özellikle de panik zamanlarında ve dolayısıyla bir harekete katılmak ondan kaçmaktan daha iyi sonuçlara yol açabilir. Eğer bir işte uzun süre kalacak kadar sabırlı değilseniz, üstün gelen pazar bölümünün yönü doğrultusunda daha kısa vadeli bir şey düşünebilirsiniz. Sözgelimi, bir not düşürmenin ardından, sorunun kayıpları sınırlamak adına bir durma noktasıyla daha fazla sorun çıkaracağını varsayarak, kısa vadeli bir kar potansiyeli için EUR/USD satma fırsatları aramak isteyebilirsiniz.

Son Baskı