iran

Rusya Petrol Üretimini Azaltarak Neyi Hedefliyor?

Bilindiği üzere petrol konusunda Rusya da dünya çapında sözü geçen önemli ülkelerden bir tanesi. Son dönemde Rusya petrol üretimini azaltmak gibi bir hedefi ortaya koydu. Peki Rusya petrol üretimini kısarak sadece fiyatları mı yükseltmeyi hedefliyor? Hayır. Rusya, Suudi Arabistan ile petrol üretimini kısarak sadece fiyatları yükseltmeyi değil, Ortadoğu’daki varlığını güçlendirmeyi hedefliyor. Petrol İttifakı’ndaki işbirliğininse başka alanlara da genişlemesi bekleniyor.

Tek Amaç Petrol Fiyatlarını Yükseltmek Değil

Rusya’nın Suudi Arabistan ile petrol üretim anlaşması yapması, başlarda petrol fiyatlarını yukarı çekerek ekonomileri rahatlatacak fırsatçı bir adım olarak değerlendirilmişti. Üretimi kısma anlaşması çalıştı, petrol fiyatlarını yukarı çekti. Ancak ilerleyen dönemde anlaşmanın Rusya için petrolden daha öteye bir anlamı olduğu da ortaya çıktı. Ortadoğu’da ABD’nin azalan etkisine karşılık Rusya daha geniş bir ilişki zinciriyle bölgede varlığını güçlendirmek istiyordu. Rusya’nın bölgede İsrail, İran, Suriye ve hatta Hamas ve Hizbullah ile olumlu ilişkileri var.

Rusya’nın Ortadoğu’da Eli Güçleniyor

Petrol anlaşmasıyla portföyüne başta Suudi Arabistan gibi bir gücü ve Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü OPEC’in diğer Ortadoğulu üyelerini de eklemesi, elinin iyice güçlenmesi anlamına geliyor. Ayrıca yükselen petrol fiyatlarının bütçe ve ekonomiye katkısını da eklersek buna tam bir “kazan-kazan politikası” demek mümkün. Aslında ironik olan Rusya’yı Suudi Arabistan ile işbirliğine zorlayanın ABD olması. Petrol bolluğuna, ABD’li üre- ticilerin de kaya gazı üretimiyle katılması, Suudi Arabistan ve Rusya gibi büyük üreticileri önlem almaya zorladı. Royal Bank of Canada’nın emtia stratejisi başkanı Helima Croft, ABD’nin üretiminin Rusya lideri Putin’i acilen önlem almaya ittiğini belirterek “Putin burada OPEC ile hareket etmenin yarattığı fırsatı anladı. Rusya’nın bölgesel gücünü genişletmek için kullandı” diye konuşuyor. Croft ABD’nin değişken Ortadoğu politikaları ile bölgede boşluk bıraktığını vurgulayarak “Rusya ve Suudi Arabistan’ın ilişkisi petrolden daha ileriye gitti.

Ortadoğu’da Stratejik Bir Adım

Ortadoğu’da İran’dan daha iyi bir işbirlikçiye sahip olduklarını gösteriyorlar. Bunu sadece petrol politikasını değil Ortadoğu’da stratejik konuları şekillendirecek bir ortaklık olarak görüyorum” diyor. Georgetown Üniversitesi’nin Avrasya, Rus ve Doğu Avrupa Çalışmaları Merkezi’nin direktörü olan Profesör Angela Stent ise Suudi Arabistan’ın, Rusya’nın İran’a nükleer silah geliştirme konusunda ve Yemen ile devam eden savaşta karşı tarafa yardım etmesinden korktuğunu belirterek Rusya ile işbirliği yaptığını vurguluyor. Rusya-Suudi ortaklığı petrolle kalacak gibi görünmüyor. Saudi Aramco, Rusya’nın Kuzey Kutup bölgesindeki sıvılaştırılmış doğal gaz projesinde yatırım yapacak. Rusya Doğrudan Yatırım Fonu’nun ise Saudi Aramco’nun tarihin en büyük halka arzında yatırım yapması bekleniyor. Riyad merkezli Körfez Araştırma Merkezi’nin ekonomik araştırmalar müdürü John Sfakianakis, anlaşmanın tüm taraların işine geldiğini, ödemeler dengesini yoluna koyduklarını belirterek “Üretim düşük kalmaya ve petrol fiyatları da yüksek kalmaya devam edecek” diyor. Sfakianakis enerjideki stratejik ortaklığın diğer konulara da genişleyebileceğini belirterek, “Silah satın alma konusunu da  görüşüyorlar. Rusya’da yatırım yapma konusu da masada. Artık tamamen enerji ilişkisi değil. Enerji ile başladı, stratejik siyasi ilişki olma yolunda ilerliyor” diye konuşuyor. Rusya Enerji Bakanlığı Birinci Yardımcısı Aleksey Texler’in “Rusya, OPEC üyesi olmayı düşünmüyor. Ancak bu örgüt ile üretimi kısma anlaşması sona erdikten sonra da yakından çalışmaya devam edecek” sözleri işbirliğinin genişleyeceği görüşünü güçlendiriyor.

İran’daki protestoların sebebi ekonomiden fazlası

Yeni yılın ilk gününde İran’da halkın sokağa dökülmesiyle bir anda patlak veren protestoların altında yatan sebebin ekonomik faktörler olduğu doğru ancak protestoların altında yatan tek sorun sadece ekonomik değil, bundan daha fazlası.

Bakıldığında İran’da yaşanan protestoların görünürdeki sebepleri kötü giden ekonomik koşullar, yaygınlaşan yolsuzluklar, yiyecek ve yakıt fiyatlarındaki süregelen artış olarak ön plana çıkıyor.

Ancak ortada görünenden daha büyük bir sorun var: beklentiler.

Uzmanlara göre İranlılar kızgınlar çünkü 2015 yılında İran ve Birleşmiş Milletler (P5 + 1) arasında İran’ın Nükleer Programı konusunda anlaşma sağlanmasının ardından yaptırımların kaldırılmasıyla ekonomik koşulların iyileşmesi ve refah düzeyinin artmasını beklentisi içindeydiler. Ancak bu beklentileri gerçekleşmemekle birlikte ekonomi ve refah alanında hiç bir gelişme kaydedilemedi. P5 + 1, Birleşmiş Milletler’in 5 daimi üyesi olan İngiltere, ABD, Çin, Fransa, Rusya ve bunlara ek olarak Almanya’dan oluşuyor.

Finans, enerji ve ulaşım sektörlerindeki kısıtlamalar kaldırıldı fakat yüzlerce İranlı kara listeden çıkarılmadı. Hemen akabinde Amerika Birleşik Devletleri İran’a yine işlenen suçları öne sürerek füze denemelerini de kapsayan yeni yaptırımlar getirdi.

Ulusal İran Amerikan Konseyi Başkanı Trita Parsi ve diğer uzmanlar konuya ilişkin yaptıkları açıklamalarda yanlış ekonomi yönetimi ve sürekli cereyan eden yolsuzlukların İran halkını küçük ve zayıf düşürdüğünü dile getiriyorlar. Uzmanlara göre yanlış ekonomi yönetimi ve yanlış politikalar İran’da işsizlik ve enflasyonu olması gerekenden çok yüksek seviyelere çıkardı. Diğer yandan uluslararası yatırım eksikliği de ülkede çok fazla hissediliyor.

Trita Parsi, İran halkının nükleer program üzerinde sağlanan anlaşmadan beklentilerinin olduğunu ancak uzun süredir bu beklentilerin gerçekleşmediğini ve bu durumdan dolayı tepkili olduklarını dile getiriyor.

Son Baskı