İngiliz Sterlini

Yabancı Piyasalarda Yatırım ve Döviz Hareketleri

Yabancı piyasalara yatırım yapacak kadar akıllı olan insanlar için döviz hareketleri çok daha önemlidir çünkü dövizlerdeki hareketler getirileri ya arttırabilir ya da azaltabilir.

2009’da Asya’nın finansal krizden hiç de etkilenmeyeceğine inandığınız için Asya’ya yatırım yapmaya çalışan Amerikalı bir yatırımcı olduğunuzu hayal edin. Singapur piyasasına yatırım yapmaya karar verdiniz çünkü Singapur, Asya’nın İsviçre‘si olarak görülür; herkes ingilizce konuşur, hükümet istikrarlıdır ve iyi gelişmiş bir ekonomisi vardır. Singapur Havayolları’nın (SIA) hisselerini satın aldınız çünkü ülkenin turizm teşvikleri sayesinde Asya’ya seyahatlerin artacağına inanıyordunuz. ve bu havayolunun hizmet ve kalite konusunda inanılmaz bir şöhreti var. Ocak 2009’da 100 SIA hissesini hisse başına 10,50 Singapur dolarıyla toplam 10.500 Singapur dolarına satın aldınız. O zamanlar ABD doları/Singapur doları döviz kuru yaklaşık 1,46’ydı yani maliyet 7191 ABD dolarıydı. Aralık 2009’da yatırımınızdan çıkar sağladınız ve fonlarınızı eve geri getirdiniz. O zaman kadar SIA hisseleri yaklaşık 14,75 Singapur doları değerindeydi ki bu, toplam yatırımınızın değerini 14.750 Singapur doları yapıyordu. Bir yıl içinde yüzde 40.47 kazanmıştınız. Singapur dolarını tekrar ABD dolarına çevirdiğinizde banka size 10.461 dolar verdi. 7191 dolar üzerindeki yüzde 40.47 getiri size 10.461 ABD dolarına değil yaklaşık 10.102 ABD doları vermeliydi. Banka hatası gibi duruyor ama değildi. O yılın Ocak ve Aralık ayı arasında Singapur doları ABD doları karşısında güçlenip size, döviz dalgalanmaları sayesinde yüzde 5 daha kazandırdı.

Yabancı Piyasalarda Yatırım ve Döviz Hareketleri

Ne var ki döviz kurları düşebildikleri kadar kolay bir şekilde yükselebilir de. 2010’un ilk 6 ayında euro ABD doları karşısında yüzde 14,5 düştü. Eğer bir Amerikalı bu yılın başında Almanya borsasına yatırım yaptıysa, özsermaye piyasasındaki getirisi eksi yüzde 2,56 olurdu ama ABD doları bağlamında hakiki kaybı, döviz kuru dalgalanmaları nedeniyle yüzde 17’ye yaklaşırdı.

Yabancı bankalarda hesapları veya yurtdışında parası olan yatırımcıların da döviz kurlarını bilmeleri gerekir. Hepimiz dünyanın dört bir yanındaki banka hesaplarında parası olan uluslararası ajanlarla ilgili filmler izlemişizdir. Çoğumuzun hayatı böylesi çekici değildir ama belki, yabancı bir bankada veya başka bir ülkede hesabı olan birini tanıyorsunuzdur. Yurtdışında çalışan bir kişi Londra‘ya taşınması sebebi ile Londra’da bir banka hesabı açtı. Kendi memleketindeki hesabı da aktif çünkü Londra’da iş anlaşması sadece 3 yıllık ve İngiliz sterlini cinsinden maaşı yurtdışı hesabına yatıyor. Yıllık maaşı 50 bin ingiliz sterlini.

Söz konusu kişinin işi gereği döviz kurlarını takip etmesi gerekmiyordu ancak çevresinde çalışan arkadaşlarının Amerika’ya seyahat etmelerinin maliyetinin ne kadar yüksek olduğu konusunda şikayet ettiklerini duymuştu. Birkaç soru sorduktan sonra ingiliz sterlinin abd doları karşısında düştüğünü öğrenmişti ki bu, döviz kurları sebebiyle ödemesinde zımni bir yüzde 7.5’lik veya kabaca 5000 abd dolarına denk (ingiliz sterlini başına 1,50 abd doları döviz kuruyla) bir kesinti olacağı anlamına geliyordu. Son düşüş sebebiyle endişeli olsa da asıl, ücretini ABD doları cinsinden daha az değerli hale getirecek, sterlinde gelecekte olabilecek daha büyük düşüşlerden endişe ediyordu. Söz konusu bu kişinin sterlindeki daha büyük bir düşüşe karşı korunmak için opsiyon sözleşmesi kullanmak veya daha düzenli bir şekilde parasını ABD dolarına çevirmekti. Göçmenlik veya diğer nedenlerden dolayı başka ülkelere geçici olarak taşınmış ve anavatanlarında bir banka hesabı tutan diğer insanlar için de aynı mantık geçerlidir. Eğer büyük bir döviz hareketi olursa yabancı banka hesabınızdaki tasarruflarınızın değeri etkilenecektir.

Finansal Piyasalarda Yatırım, Fırsat ve Spekülasyon

Üzerine yıldırım düşen birini tanıyor musunuz? Peki ya üzerine iki kez yıldırım düşen birini? Ulusal Meteoroloji Hizmetleri’ne göre bir kişinin üzerine yıldırım düşmesi ihtimali yılda 750.000’de 1’dir. Bu, bir kişinin üzerine yıldırım düşmesi ihtimalinin son derece düşük olduğunu gösterir, kaldı ki iki kere düşsün. Fakat yıldırım, belli bir alandaki en uzun nesneleri hedeflediğinden aynı yere birden fazla kez düşmesi pek olağanüstü bir durum sayılmaz. Bu nedenle şimşekleri üzerine çekip yıldırımı emmesi için şehirlerdeki gökdelenlerin tepesine paratonerler yerleştirilir.

Paratonerler yıldırımı tıpkı finansal piyasaların, kaçınılmaz bir şekilde felaketi hazırlayan açgözlülüğü kendine çekmesi gibi çeker. Doğru koşullar verildiğinde finansal piyasalardaki felaketler -yıldırım gibi- birden fazla kez gerçekleşebilir ve yatırımcıların hazırlıklı olması şarttır.

2007’de Nassi Nicholas Taleb sonradan oldukça ünlenen The Black Swan: The Impact of the Highly Impropable (Siyah Kuğu: Olasılıksız Görünen Etkisi) isimli kitabını yazdı. Taleb Siyah Kuğu’yu insanları gafil avlayan, büyük bir etkisi olan ve sonra da sanki gerçekleşmesi zaten hep bekleniyormuş gibi rasyonelleştiren son derece nadir bir olay olarak tarif eder. Ne yazık ki hepimizin gördüğü gibi son yıllarda Siyah Kuğu olayları çok daha yaygın bir hal aldı. Ekonomideki balonlar patlama noktalarına ulaşmaya başladığı için yatırımcıların riski başka yöne çevirmeleri ve bu olaylardan imkan dahilinde yararlanmaları önemlidir, çünkü söz konusu olan servettir. Aslına bakılırsa, dünyanın en ünlü iki küresel yatırımcısı servetlerini, diğer insanlar panik yapıp çıkış kapısına koşarken kazanmıştır.

1962’de 62 yaşında hayatının baharını yaşayan George Soros, İngiltere’nin, İngiliz sterlinini Döviz Kuru Mekanizması’nın (ERM) şart koştuğu sıkı döviz kuşağı içinde tutmak için gereken yüksek faiz oranlarını sürdüremeyeceği spekülasyonunu yaptı. Soros, zayıf ekonomi ile yüksek işsizliğin İngiltere’yi ERM’yi terketmeye ve oranları düşürmeye zorlayacağına inanıyordu. Bulabildiği kadar çok farklı enstrümanı kullanarak İngiliz sterlininde 10 milyar dolarlık büyük çapta bir pozisyon alarak bu spekülasyonunu eyleme döktü. Elbette sterlin satan tek kişi Soros değildi. İngiltere’nin ERM’yi terk edeceği spekülasyonu büyüdükçe kimse elinde sterlin tutmak istemedi. Soros’u diğer yatırımcılardan ayıran şey, çoğu insan sterlin satarak ve risklerini katlayarak savunma durumundayken Soros’un İngiliz Merkez Bankası havlu atana dek sterline hücum ederek saldırgan olmasıydı. Bir ay sonra Soros’un Quantum Fund’ı kazanç sağladı ve yaklaşık 2 milyar kar depoladı.

İkinci finans efsanesi George Soros’tan çok farklı bir yaklaşım benimseyen Sir John Templeton’dur. Dünyanın en büyük sermaye fonu olan Templeton Growth Fund’ın kurucusu olan Templeton son derece dindar bir adam ve özünde bir muhalifti. Birden düşen hisseleri satın alıp “maksimum kötümserlik” dediği zamanlarda içeri girmeyi severdi. Söz gelimi Templeton, Ford’un 1978’de iflasa doğru gittiği görününce otomobil üreticisine çullandı ve 1980’lerde komünistlerle dolu olan Peru’ya para döktü. Fakat her zaman alıcı olmadı. 2000’de, herkes teknoloji hisse senetleri satın alırken o, düzinelerce teknoloji şirketinde açık pozisyon aldı. Templeton, belli başlı temeller gerçeklik algısının son derece dışına çıktığında devreye girmeyi severdi. Bu fırsatlar her gün ortaya çıkmaz ama çıktıklarında muazzam fırsatlar sunabilir.

Son Baskı