Konfüçyüs şöyle der: 40 yaşında kafa karışıklığı kalmaz. Çin’in reform ve dışa açılmasının 40. yılında, sosyal ve ekonomik dönüşümün artık olgunlaştığını ve Çin’in bu süreçte hiçbir kuşkuya yer vermeden belli kazanımlar elde ettiği söylenebilir.

Çin’in ekonomik liberalleşmesi, dış politika anlamında da ülkenin reform öncesi izole durumunu değiştirmiş, Çin onlarca yeni ülkeyle diplomatik ilişki kurmuştur. Çünkü dış politika, daha az ideolojik kaygılar taşıyan ve yeni ekonomik gelişmek hedeflerini karşılayan biçimde dönüştürülmeliydi. O dönemde Japonya ve ABD ile yapılan anlaşmalar bu ihtiyacın en somut örnekleri olarak ön plana çıkıyor. Reform ve dışa açılmayla dış politikanın temel motivasyonu, ekonomik hedeflerin başarılması olmuştur, ideolojik kaygılar eski öncelikli konumunu yitirmeye başlar.

Çin – Japonya Barış ve Dostluk Anlaşması, 12 Ağustos 1978’de Beijing’de imzalanmış, aynı yıl Ekim ayında Deng Xiaoping’in Tokyo ziyareti sırasında onaylanmıştır. Japonya ile ilişkilerde normalleşmeye gidilmesi önemlidir, çünkü Çin’in ekonomik modernleşmesinde, Japonya’dan gelecek teknoloji ve sermaye yatırımı önemli katkılar sağlayacaktır.

1 Ocak 1979’da Çin ile ABD arasında normal diplomatik ilişkiler tesis edilmiş, iki ülke ortak bir bildiri yayımlamıştır, Mart 1979’dan itibaren karşılıklı büyükelçiler gönderilmiştir. 1 Ocak 1979’da imzalanan bildiri, Çin-ABD ilişkilerini siyasi temellerini oluşturan üç ortak bildiriden biridir. Reform döneminde Çin dünyanın diğer ülkeleriyle kendi gücüne dayanma temelinde, eşitlik ve karşılıklı yarar ilkelerini gözeterek aktif iş birliği geliştirme yoluna girdi. Dünyanın ileri teknolojileri, Çin sanayisine adapte edilmeliydi. Ancak bunu yaparken yabancı teknoloji olduğu gibi kopyalanmamalı, Çin’in kendine özgü şartlarına göre hareket edilmeliydi.

Ekonomik Reformlar ve Dış Politika Açılımı Yükselişi Getirdi

Ancak reform ve dışa açılmanın yeni döneminde fırsatlar kadar büyük zorluklar da Çin’in önüne çıktı. Çin dışa açılma boyutunu genişletirken bugün dünyanın en büyük ekonomisi konumundaki ABD, içe kapanmayı teşvik etmekte, uluslararası örgütleri işlevsiz hale getirmektedir. Çin ekonomik küreselleşme derken, Amerikan tarafı tek taraflı korumacılık demektedir. Çin insanlığın ortak kader topluluğu fikrini ortaya koyarken Amerika “Amerika’yı yeniden mükemmel yapalım” sloganıyla hareket etmektedir.

Çin bugün de tarihi İpek Yolunu izleyerek Batı Asya’ya, Afrika’ya ve hatta Latin Amerika’ya uzanan işbirliği hatları oluşturuyor. Çünkü Çin tarihten aldığı misyonu yerine getirme sorumluluğu ile karşı karşıya. Çin, reform ve dışa açılmanın 40. yılını yeni bir başlangıç noktasına dönüştürüp, 2018 yılını Çin tarihinde yeni bir kilometre taşı yapmak istiyor. Son olarak 2020 yılında Çin orta halli refah toplumu olma hedefine ulaşmış olacaktır.