Bilindiği üzere Ankara ve Washington arasında gerçek anlamda devam eden siyasi bir soğukluk mevcut. Bu kapsamda Rusya’nın önümüzdeki dönemde önemli bir kazanım elde edeceği görülüyor.

Türkiye’nin Aralık ayında değeri 2.5 milyar doları bulan Rus yapımı S-400 anti füze hava savunma sistemlerinin satın alınması için Rusya ile yaptığı anlaşmanın gelecekte Washington ile yaşanacak pürüzleri garanti altına aldığı söylenebilir. Bu süreç Birleşik Devletler Ulusal Savunma Yetki Yasası kapsamında Türkiye’nin F-35 programının dondurulmasına kadar uzanan provizyonları içeriyor.

Peki Moskova’nın müzakere ve pazarlıkta hızlı hareket etmesi gerçeği ve yürütülen politikaların ötesinde S-400 nasıl sonuca bağlandı?

Öncelikle S-400 hava savunma sistemlerinin Moskova ile ortak üretimi veya satın alınması konusunda kamuya açık herhangi bir beyan bulunmuyordu ve bu, S-400 konusunun ABD’nin önüne açıkça konulduğu anlamına geliyor. Bazı çevreler bu adımın Ankara’nın kendi yöntemiyle Washington’un Patriot füze savunma teknolojilerinin transferini sağlamasına yönelik ABD’ye karşı bir blöf oyunu olduğunu düşünüyor.

Batı teknolojisini kaptırmaktan korkuyor

Virjinya’da bulunan CNA düşünce kuruluşunda görevli Rus bir askeri uzman olan Micheal Kofman, Türkiye’nin uzun bir zamandır savunma teknolojisi üreten batılı şirketlerinden hava savunma füze sistemleri transferi yapmaya çalıştığını ancak söz konusu şirketlerin bu teknolojiyi savunma sanayisi giderek güçlenen ve ihracat konusunda büyük planları olan Türkiye’ye satmakta isteksiz olduklarını dile getiriyor.

Türkiye ve ABD arasında uzun zamandır devam eden bu oyun sırasında Moskova Ankara’nın dikkatini çekti. Özelikle Çin’den hava savunma teknolojisi satın alabileceğini söyleyerek ABD’yi ikna etmeye çalışan Türkiye bu denemesinde istediğini elde edemeyince Rusya ile anlaşarak S-400 hava savunma sistemini denemeye karar verdi. Buradaki önemli nokta ise şu, Patriot ve s-400 birbirinden farklı altyapıya sahip çok farklı canavarlar.

S-400 hava savunma teknolojisi sınırlar arkasında yer alan yapıların korunması için dizayn edilmiş olan uzun menzilli mobil bir sistem. Patriot ise daha kısa orta menzilli bir tasarım. Bu anlamda iki sistem farklı sınıflarda yer alıyor.

Türkiye anti füze sistemleriyle ilgilendiğinde özellikle belirli görevler için optimize edilmiş S-300 VM’ler de gündeme geldi ancak 250 kilometrelik menzili, çeşitli uçaklara entegre edilebiliyor olması ve 4 füzeli rampası ile s-400’de karar verildi.

İki lider için de kazanımlar söz konusu

Rusya tarafından bakıldığında Moskova durumdan oldukça memnun. Politik ve ticari kazanımların yanında Moskova için kaybedecek birşey yok. Türkiye’nin S-400 anti füze sistemleri satın alması bazı politik kazanımları beraberinde getiriyor; Putin için batı karşısında önemli bir adım, Erdoğan için batıda ses getiren ve hedeflere yönelik bir hamle. İki lider için de prestij bir durum söz konusu.

Rusya bir dönem Türkiye’nin Amerika’ya karşı oynayabileceği bir blöfün parçası olabileceğini veya herhangi bir tuzağa düşebileceğini de göz önünde bulundurdu ancak sonrasında Moskova ve Ankara arasında ödeme ve teslime ilişkin detayların güncellenerek hızlandırılması güveni de beraberinde getirdi. Bu anlamda Rusya için iki seçenek vardı, Türkiye’ye 2,5 milyar dolar karşılığında S-400 satacak ve bunun diğer kazanımlarını da elde edecek ya da 2.5 milyar dolar gibi bir miktar Rusya’ya girmeyecekti. Sonuç olarak anlaşma sağlandı.

Bu anlaşma ile birlikte Türkiye S-400 ile gelen kazanımların yanında F-35 programının dondurulmasıyla karşı karşıya kaldı. Bu durumda F-35 geliştirme programına yapılan 1 milyar dolar katkının kaybedilmesi ileriki dönemde gündeme gelebilir.